Block title
Block content

"Elhasıl, herbir zerreden, üç pencere Şems-i Ezelînin nur-u vahdâniyetine ve vücub-u vücuduna açılır." Bu pencereleri izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Elhasıl, her bir zerreden, üç pencere Şems-i Ezelînin nur-u vahdâniyetine ve vücub-u vücuduna açılır."

"BİRİNCİ PENCERE: Her bir zerre, bir nefer gibi nasıl ki askerî dairelerinin her birinde, yani takımında, bölüğünde, taburunda, alayında, fırkasında, ordusunda, her birisinde bir nisbeti, o nisbete göre bir vazifesi ve o vazifeye göre nizamı dairesinde bir hareketi olduğu gibi;.."(1)

Birinci Pencerede; zerrenin bir adım atabilmesi için, adım attığı yerin bütün her şeyini bilecek bir ilminin, görecek bir gözünün olması gerektiği vurgulanarak, zerrenin acziyeti ilan edilerek, o zerre arkasında, zerreye iş yaptıran sonsuz ilim ve kudret ispat ediliyor.

Mesela, insan bünyesinde çalışan bir hücre; çalıştığı azanın genel sisteminden bağımsız hareket edemez, o azanın çalışma sisteminde uyumlu hareket etmesi gerekir. Aynı şekilde aza da vücudun genelinden bağımsız hareket edemez, vücudun genel sistemine uyumlu hareket etmesi gerekir. İnsan vücudu da zincirleme bir şekilde kainatın genel sisteminden bağımsız değildir vs...

Öyle ise atom ile kainat, doğrudan ve dolaylı olarak birbirleri ile bağıntı içindedirler. Şimdi atomun bu mükemmel komple hareket tarzını izah etmek için, atomun ya bütün kainatı bilen bir ilmi ve gören bir gözü ve hükmeden bir kudreti var diyeceksin, ya da her şeyin sahibi ve maliki olan Allah’ın bir askeri, bir memuru diyeceksin.

İkinci pencerede de benzer bir mana ile hava zerrelerinin girdiği her bünyede, sanki orayı çok iyi tanıyor gibi hareket edip, o girdiği sistemlere faydalı bir parça oluveriyor olması, zerrenin bu işi kendi başına yapmasının mümkün olmadığı anlamına geliyor. Hava zerresi elmanın bünyesine girince, elmaya faydalı bir unsur olurken, aynı hava zerresi bir çiçeğin bünyesinde de aynı tavrı göstermesi, bu işi onun yapmadığı anlamına geliyor. Çünkü elma ile çiçeğin yapısı ve sistemi birbirinden farklı...

Aklı ve şuuru olmayan bir hava zerresinin, her iki bünyede de mükemmel bir ustalıkla işlemesi ve çalışması, bu işlerin onun tarafından değil, Allah’ın kudret ve ilmi tarafından yapıldığının bir ispatı oluyor.

Üçüncü pencerede de milyonlarca birbirinden farklı türlerin ve sistemlerin, köken itibarı ile basit bir bileşkenden icat edilmesi nazara veriliyor. Evet dört yüz bin çeşit bitki ve hayvanatın, basit bir bileşken olan karbon, azot, oksijen ve hidrojenden icat edilmesi, başlı başına bir mucize, bir sanat harikası olup, Allah’ın sonsuz ilim, irade ve kudretine işaret ediyor. Şu basit bileşenlerin, Cenâb-ı Hakk'tan nisbeti kesilse, bu bileşenlerin ve toprağın zerreleri adedince İlâhlar kabul edilmesi lâzım gelir. Bu ise, bin defa muhal içinde muhal bir hurafedir.

* * *

Birinci Pencere’nin açıklamasında bedende görev yapan zerreleri temsilen gözdeki bir zerre örnek alınmış, İkinci Pencere’de hava zerresi, Üçüncü’de de toprak zerresi üzerinde durulmuştur.

Her bir zerrenin kendisine verilen görevi mükemmel olarak yapabilmesi için çalıştığı  cismin tamamını bilmesi ve ona göre hareket etmesi gerekir. Yani her zerrenin küllî bir şuuru bulunması gerekir.  Gözde görev yapan bir zerre hem gözü bilecek, hem insan simasını bilecek, bedenin tümünü bilecek, gözle yakın ilgisi bulunan dolaşım ve sinir sistemlerini bilecek, ayrıca insan nevinin genel göz yapısını bilecek ve ona göre hareket edecektir ki insan gözü ortaya çıksın ve vazife görsün. Kendi varlığından bile habersiz olan bu camid zerreye böyle bir küllî şuuru isnat etmek aklen mümkün değildir.  Hakikat şu ki, Allah  her şeyi ihata eden sonsuz ve muhit ilmiyle gözü ve onun görev yaptığı bedeni de bilmekte  ve o zerreyi belli bir vazifede çalıştırmaktadır.

İkinci Pencere’de, bir zerrenin birbirinden farklı çok şeylerde görev yaptığına dikkat çekilir. Zerre memur olarak kabul edilmediği takdirde, o zerrenin bütün eşyayı tanıması, onlarda yaptığı farklı işlerin hepsinde maharet sahibi olması gerekir. Bu ise imkânsızdır.

İnsan akıllı ve iradeli bir mahluk olduğu halde, her işi göremiyor. Meselâ, bir inşaatta birbirinden farklı işlerin her birinin ustası farklı oluyor. Duvarcısından,  tesisatçısına, elektrik ustasından, döşemecisine kadar, birbirinden farklı maharetlere sahip, çok insanlara ihtiyaç oluyor.

İnsan birkaç farklı işi yapmaktan aciz iken bir zerre nasıl olur da hangi varlıkta görev alsa onu mükemmel olarak yerine getirebilir?!. İnsan vücudunu bir bina olarak düşündüğümüzde, akciğerde, karaciğerde, beyinde, gözde, kanda, tırnakta görev alan zerrelerin her birinin bu varlıklarda iş görecek kabiliyette olduklarını kabul etmek gerekecektir. Ama bu zerreler memur olduklarında,  kendilerine verilen işi rahatlıkla yaparlar, bütün bu organları yapan, görevlerini tayin eden, her birine ayrı özellikler takan Allah’tır.  Bu organların her biri ayrı bir kitap olarak düşünülürse, onların her birini yazmak ayrı bir ilim gerektirir. Bu ise cansız zerrelere verilemez. Ama o zerreler müellif değil de kâtip olarak kabul edildiklerinde mesele kalmaz. Bir kâtip önüne konulan her kitabı rahatlıkla yazar, o kitaptaki ilimlere vakıf olması gerekmez.

Üçüncü Pencere’de toprak zerreleri üzerinde durulmuştur.

 İkinci Pencere’de hava zerresi her gittiği yerde rahatlıkla iş görebildiği gibi, burada da toprak zerreleri kendilerine verilen her işi rahatlıkla yapabildikleri nazara verilir. Arada az da olsa bir fark vardır. Toprak zerreleri harika bir fabrika gibi kendilerine hangi tohum atılsa onu işleyebilmekte ve son noktaya ulaştırabilmektedirler. Beşerin fabrikaları sadece bir iş yaparlar. Mesela, şeker fabrikasına şeker pancarı verilir, nice çalışmalar sonunda ondan şeker elde edilir. Kumaş fabrikasına ise yün yahut pamuk atılır, ondan kumaş dokunur. Toprak zerreleri ve onların bir araya gelmesiyle ortaya çıkan toprak fabrikası insanların fabrikalarına hiç benzemez. Bu fabrikalara ham madde olarak ne atılırsa atılsın onu rahatlıkla mamul madde haline getirirler. Bu ise ancak Allah’ın akıl almaz derecede mükemmel bir fabrikası olmasıyla izah edilir. Aksi halde her bir zerrenin her şeyi yapabilecek bir kabiliyete sahip olduğunu kabul etmek gerekecektir.

(1) bk. Sözler, Yirmi İkinci Söz, İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...