"Elhasıl: İnkılâb-ı siyasî cihetiyle dininden havf eden adamın, dinde hissesi, beytü’l-ankebut gibi zayıf düşmüş cehalettir, onu korkutur; taklittir, onu telâşa düşürttürür." Cehalet nasıl korkutur, taklit nasıl telaşa düşürtür, açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Elhasıl: İnkılâb-ı siyasî cihetiyle dininden havf eden adamın dinde hissesi, beytü'l-ankebut gibi zayıf düşmüş cehalettir, onu korkutur; taklittir, onu telâşa düşürttürür. Zira itimad-ı nefsin fıkdanı ve aczin vücudu cihetiyle, saadetini yalnız hükûmetin cebinden zannettiğinden; kalbini, aklını da hükûmetin kesesinden tahayyül eder, korkar." (1)

İmanı tahkiki ve sağlam olan birisi, hiçbir şart ve durumda endişe ve telaşa kapılmaz. Böyle birisinin saadeti, imanının içindedir. Mümin kişi, saadeti hariçte aramıyor ki, şart ve ortamın değişmesi ile endişe ve telaşa kapılsın. Hatta en ağır şartlarda en zor bir ortam içinde bile sağlam iman sahibi, saadetini muhafaza eder. Hiçbir hadise onun kalbine tazyik yapamaz.

Ama imanı zayıf, cahil bir kimse, saadeti veya hüznü sebeplerden bildiği için, sebeplerin değişmesi onu korku ve telaşa sürükler. Halbuki saadet de hüzün de ancak Allah’ın elindedir. Sebepler bunlara sadece bahane ve vesilelerdir. Sadece Allah’a ram olup, sadece ona tevekkül eden birisi, en büyük sebepten dahi korkup telaşa düşmez. Hatta dünya bomba olup patlasa, hakiki iman sahibini korkutmaz.

Sosyal ve siyasi değişimlere bakarak, dininden korkan; acaba şu fikir veya ideoloji dinimizi yok mu edecek demek, ancak iman zayıflığının bir sonucu ve cehaletin bir neticesi olabilir.

(1) bk. Münazarat, Sualler ve Cevaplar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...