Block title
Block content

"Elhasıl, insan her ne kadar fâil-i muhtar ise de meşiet-i İlâhiye asıldır, kader hâkimdir. Meşiet-i İlâhiye, meşiet-i insaniyeyi geri verir, hükmünü icra eder. Kader söylese, iktidar-ı beşer konuşmaz, ihtiyar-ı cüz’î susar." cümlesini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kaderin biri büyük diğeri küçük olmak üzere iki dairesi var. Büyük dairede insan iradesinin bir fonksiyonu ve tercihi söz konusu değildir; insan bu dairede mutlak bir cebir içindedir. Bu dairenin tek galibi ve hakimi Allah’tır. Bu dairede insan iradesi işlemediği için, Allah bu dairede olup bitenlerden insanı sorumlu tutmayacaktır. Bu daire, şu ana babadan olmamız, şu memlekette doğmamız, şu boyda ve şu şekilde olmamız, şu ırktan olmamız gibi insan iradesinin tesiri olmayan şeylerden oluşuyor.

Üstad Hazretlerinin yukarıda ifade etmiş olduğu beyanların hepsi, bu dairenin tekidi ve teyidi niteliğindedir. Yoksa cüzi ve itibari de olsa insanın amellerini seçmede bir fonksiyonu vardır.

Küçük dairede ise, hakim ve müreccih insan iradesidir. Yani bu küçük dairenin idare ve tercihleri tamamen insana aittir. Bu sebeple insan bu dairede olan biten her şeyden sorumlu ve yükümlüdür. Zira kontrol insan iradesindedir. Bu dairenin faaliyet alanları ise iman küfür, iyi kötü, hayır şer, günah sevap gibi şeyler arasında seçim ve tercih yapmaktır.

Bir de kainatın ve insanın kurgulanışında mutlak galip Allah’tır. Yani insan Allah’ın şu kainat üstündeki takdirini bozamaz, her şey onun plan ve programına göre işler, insan bu plan ve programda bir değişim yapamaz.

Meşieti cüzi ameller noktasından değil de genel sistem açısından değerlendirmek daha isabetli olur. Yani Allah’ın kurmuş olduğu bu düzende yine onun takdiri esastır, kimse bu sistemde bir arıza çıkaramaz ve bu takdiri bozamaz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Sual | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4306 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

furkannn
Meşieti cüzi ameller noktasından değil de genel sistem açısından değerlendirmek daha isabetli olur. Bence bu yaklaşımınız olmamış.Çünkü;"Meşiet-i İlâhiye, meşiet-i insaniyeyi geri verir, hükmünü icra eder. Kader söylese, iktidar-ı beşer konuşmaz, ihtiyar-ı cüz’î susar "diyor. Yani besbelli ki insanın cüz'i ihtiyarıyla yapabileceği şeyi kesiyor. Bir daha değerlendirme yapmalısınız.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Eleştiriniz tam anlaşılmıyor. İlahi meşiet insanı küfür ve günaha zorlamaz bu adl-ı İlahi açısından mantıklı değildir. İnsanın meşieti İlahi düzeni bozup değiştiremez diyoruz bunun neresi yanlış anlamıyoruz.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
oğuzhangözüpek
Sanırım aynı şey söylenmiş ama bir iltibas var gibi.''Meşiet-i İlâhiye, meşiet-i insaniyeyi geri verir, hükmünü icra eder. '' Cümlesinde ki'' geri verir '' ifadesini İADE EDER şeklinde anlarsak mesele kalmaz.Zira sonraki cümleler bu anlamı pekiştiriyor.Şöyle bir açıklama ve misal ile konuya açıklık getirmeye çalışalım.***GENEL DE hayatımızda, ihtiyarımız dahilinde ve haricinde önemli kırılma noktaları vardır.Okul,Meslek ,eş,çocuk ,yerleştiğimiz yer v.b gibi.BAZEN bu tercihler birbiri ile irtibatlı da olabilir. Her neyse. Önümüze gelen tercihleri sıraladık ve bir okulu kazandık sonra bir mesleği/işi seçtik. İlerdeki yıllarda karşılaştığımız sıkıntılardan dolayı ''Allah Kahretsin ,nereden kazandım şu okulu veya nereden seçtim şu işi,yoksa bunlar başıma gelmezdi'' dediğimiz an HAŞA Allah'a isyan etmiş KÜFRE düşmüş imtahanın O anını kaybetmiş oluruz.Bize düşen Ahlakı, sabırı muhafaza edip gayret ile o durumdan kurtulmaya çalışmak olmalıdır.Çünkü HAYAT çizgimiz bir şekilde bu şekilde tecelli etmiştir.Artık o çizgide yaşayacağımız her hadisenin detayı İrade ve tercihimizin dahilindeki tavır,davranış,söz v.b bizim sınavımızın yanlış veya doğru şıklarıdır. Biz hayatımızı planlarken, hayaller kurarken hiç bir ihtiyarımız olmadan HASTALANIP (ani kalp krizi-kanser v.b) veya bir uçak,araç v.b. kaza sonucu ölmemiz ile İlahi Dileme , İnsani dilemenin önüne geçmiş bizim isteklerimizi bize geri vermiş/İADE etmiştir.Çocuğumuzun başına gelen kötü olaylardan dolayı '' Nereden doğurduk seni,doğmaz olaydın sözleride bu kabildendir.Aynen bunun gibi İnsan oğlu Dünyadaki kaynakların tükenmesi halinde MARS tan su getirmenin planını yaparken BÜYÜK BİR GÖKCİSMİ jüpiterin çekim etkisi ile yolundan saparak DÜNYAYA çarpar ve Yaşamı 50 bin yıl önceki haline getirebilir.İşte bu süreçte İNSAN'a düşen HERŞEY'in Allah'tan olduğunu bilip İsyan etmemek ve Öldüğü zaman ALLAH'ın huzurunda Hesap vereceğini düşünerek İNSAN gibi haramı helali bilip yaşamaya devam etmektir. Yani Yeryüzünde Allah'ın en müstesna bir muhatabı olduğunu asla unutmamaktır.Rabbimizin bizimle ilgili İRADESİNE teslim olmak isyan etmemektır.Her türlü Yaratılış TECELLİSİNİ bu şekilde mütalea edebiliriz. Saygı-sevgi-muhabbet ile .
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Erdem93352

"İnsan her ne kadar fâil-i muhtar ise de meşiet-i İlâhiye asıldır, kader hâkimdir." cümlesinde üstad, "her ne kadar" vurgusu ile yukarıda bahsettiğiniz büyük daireye değil küçük daireye nazarları çekiyor gibi gözüküyor. Yani küçük daireye meşiet-i ilahi hakim oluyor.

Tabi bunu şahsen meşieti ilahinin cüz'î ihtiyariyeyi küfre ve şerre yönlendirmesi şeklinde değil de (çünkü Allah zulmetmez) hayra yönlendirmesi şeklinde olduğunu düşünüyorum.

Mesele dönüp dolaşıp 26. Sözdeki "Kader ve cüz-ü ihtiyarî, İslâmiyetin ve imanın nihayet hududunu gösteren, HALİ ve VİCDANİ bir imanın cüzlerindendir. Yoksa ilmî ve nazarî değillerdir."ifadesine geliyor.

Yani Meşiet-i İlâhiyenin cüz'î ihtiyariyeye hakim olmasının "keyfiyeti" ancak vicdanen ve halen hissedilebilir,idrak edilebilir. İlmen izah ve isbat edilemez.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...