Block title
Block content

"Elhâsıl, şecere-i hilkatin en müntehâsındaki en cüz'î ahvâl ve semerat, iki cihetle tevhide ve vahdete işaret ve şehadet ederler. Birincisi: Rububiyetin kâinattaki maksatları onlarda tecemmu ve gayeleri onlarda temerküz ve..." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Elhâsıl, şecere-i hilkatin en müntehâsındaki en cüz'î ahvâl ve semerat, iki cihetle tevhide ve vahdete işaret ve şehadet ederler:"

"Birincisi: Rububiyetin kâinattaki maksatları onlarda tecemmu ve gayeleri onlarda temerküz ve ekser Esmâ-i Hüsnânın cilveleri ve zuhurları ve taayyünleri ve hilkat-i mevcudatın neticeleri ve faydaları onlarda içtima ettiğinden, onların her birisi bu temerküz noktasından der: 'Ben bütün kâinatı halk eden Zâtın malıyım, fiiliyim, eseriyim.' "(1)

Elma ağacının bütün genetik yapısı ve hususiyetleri en sonunda elma meyvesinin içindeki çekirdeğe programlanıyor. Yani elma meyvesinin çekirdeğindeki o program, elma ağacının küçük bir prototipi ve özeti gibidir. O çekirdek ile ağaç arasında sanat noktasından bir fark bulunmuyor. Ağaç için ne gerekli ise ağacın özetini taşıyan çekirdek için de aynı şeyler gereklidir. Bu yüzden ağaç kimin masnuu ise ağıcın özetini içinde barından çekirdek de aynı Zat'ın olmak gerekiyor. 

Çekirdeğin ağaç ayarında yaratılması, çekirdeğin ağaç gibi aynı kudretten çıktığını göstermek içindir. Yoksa ağaç mükemmel olup onun sonucu olan çekirdek değersiz ve basit yaratılmış olsa idi, insanlar ağacı Allah’a verirken çekirdeği tabiata ve sebeplere havale edebilirlerdi; nitekim buna rağmen tabiata ve sebeplere verebiliyorlar.

Allah kainatta büyükten küçüğe, kesretten vahdete, ağırdan hafife, uzundan kısaya, yaştan kuruya kadar her şeye tevhit mührünü vurmuş, vahdet imzasını atmıştır. Bu yüzden "Şu büyükler Allah’ın olsun, ama küçükler değersiz ve önemsiz olduğu için Allah’a vermeye gerek yoktur.", denilemez. Zira Allah küçüğü büyük ayarında, vahdeti kesret ölçüsünde, hafifi ağır azametinde, kısayı uzun değerinde, kuruyu yaş saflığında icat etmiş ve kainatta her şeyi karış karış tevhit adına zapt etmiştir. Kimse bu yaratılış içinde bir boşluk bularak şirke yer açamaz.

Kainat ve kainatın unsurları arasında  açıkça görülen yardımlaşma, dayanışma, cevaplaşma, kucaklaşma gibi fiiller, kainatı parçalanmaz ve bölünmez bir bütün haline getiriyor. Bu fiiller sayesinde kainat adeta kompleks çalışan bir fabrika şekline giriyor. Bir bütün olan ve fabrika şekline giren kainat, tamamı ile hayat sahiplerine hizmet ediyor.

Mesela, bir elmanın teşekkülünde ve oluşmasında güneş, hava, su, toprak ,elementler, dolaylı olarak yıldız ve galaksiler hepsi bir intizam ve yardımlaşma içinde çalışıyorlar. Şayet bu unsurlardan bir tanesi bu yardımlaşma ve dayanışma içinden çıksa elma olmaz. Mesela güneş bu halkadan çıksa elma vücut bulamaz. Ya da milyarlarca yıl uzakta olan bir galaksi yörüngesini şaşırıp intizamı bozsa, kainat sistemi yerle bir olacağı için elma yine oluşamaz.

İşte bir elma, bütün kainatın çarklarından hasıl olup gelen ve o sebeplerden süzülüp gelen ve  sağılan bir netice bir sonuçtur. Bir elmanın oluşmasında kainat bir fabrika ve entegre bir tesis hükmündedir.

Yine bir karıncanın vücudunda toplanan  ve çalışan element ve moleküller, kainatın dağınık ve geniş  unsurlarından süzülüp geliyor. Karıncanın vücudunda, demirden tut altına kadar hassas terazilerde ölçülmüş miktarda elementler vazife yapıyor. İşte karıncanın şu hayatlı vücudu adete bütün mahlukat ve unsurlardan süzülüp ve toplanıp gelen bir nokta bir katre gibidir. Bir elma, bir karınca bu kainat ağacının toplamından hasıl olan bir cüz bir meyve gibidir.

Demek elma kiminse, elmanın oluşumunda çalışan bütün varlıklarda Onundur.

(1) bk. Şualar, İkinci Şua, İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...