"Emaneti bihakkın eda eder ve o enenin dürbünüyle, kâinat ne olduğunu ve ne vazife gördüğünü görür." Konunun devamında Şems Sûresinin 9. ve 10. âyetleri yer alıyor. Sûre ile konunun münasebetini izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu sûrede önce güneşe, duha vaktine, kamere, gündüze, geceye, semaya, arza yemin edilmekle bu eserlerdeki kudret, hikmet ve rahmet tecellilerine dikkat çekilir. Sonra 7. ve 8. âyetlerde “nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de ona kötülük duygusunu ve takvayı (kötülükten sakınma kabiliyetini) ilham edene yemin ederim ki,” buyrulduktan sonra, bütün bu kasemlerin cevabı olarak 9. ve 10. âyetlerde şu hakikat dersleri verilir:

“Nefsini arındıran elbette kurtuluşa ermiştir. Onu kötülüklere boğan da ziyan etmiştir.”

Yedinci âyette geçen “nefis”, insanın “zatı, kendisi” demektir ve Altıncı Söz’de “cisim, ruh ve kalb ve onlar içindeki göz ve dil, akıl ve hayal gibi zahirî ve batınî hasseler” şeklinde açıklanmıştır. Bunları küfür, şirk, isyan ve günahlarda kullanmak, nefsi kötülüklere gömüp kirletmek demektir.

Üstadımız, emanetin müteaddit vücuhundan bir ferdinin ene olduğunu ifade etmiştir. İnsan, enaniyetini yani kendisine verilen o mükemmel istidat sermayesini yerinde kullanırsa nefsini tezkiye etmiş, arındırmış olur ve onu yanlış yolda kullanma tehlikesinden uzak kalır. Aksi halde, onu kirleterek ziyana uğratır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...