Block title
Block content

Emirleri imtisal, nehiylerden içtinap etmek sayesinde, bir fert, heyet-i içtimaiyede çok mertebelerle nisbet peyda eder ve alâkadar olur. Bilhassa ahkâm-ı diniye ve mesalih-i umumiye hususunda, bir fert, bir nevi hükmüne geçer. İzahı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Dini hükümler ve genel maslahatlar için bir fert, bir nev hükmüne geçer. Bu konu dini tabirle; farz-ı kifaye olarak ifade edilir. 

Mesela bir beldede bir imam yoksa, bütün halk mesuldur. Ama bir imam olması halinde bütün halkın mesuliyetini kaldırmış olur. Bu durum dini konular için geçerli olduğu gibi, dünyevi konular için de geçerlidir. 

Mesela, bir beldede bir doktor yoksa ve insanlar hastalıktan ölüyorsa, oranın bütün halkı mesuldur. İçlerinden biri doktor olursa, bu mesuliyet ortadan kalkar.

Kısacası, bu durum bütün dini ve halkın istirahatine bakan dünyevi branşlar için geçerlidir. Dolayısı ile de bir şahıs, diğer bütün şahısların yerine bir görev yapmış demek olduğu için, bir fert iken, bir şahıs hükmüne geçer.

Allah kainatta tasarruf ederken, hem kudretini, hem mükemmel sıfatlarını göstermek için, az bir şey ile çok şeyleri verdirir; bir sayfaya kitabı sığdırıyor, tek bir şeye yüzlerce vazife takıyor.

Mesela, bir karaciğere, tıbbın beyanı ile dört yüz vazife takar. Bir ağaç ile tonlarca meyve verdirir. Yüz gramlık göze, ciltlerle yazılsa bitmeyen ilim ve hikmet yerleştirir.

 İnsanlıkta da durum aynıdır. İnsanın bir ferdini, Allah öyle bir donatmış ki, sair türlere bedel yaratmıştır. Allah, insana çok hissiyat ve cihazlar vermiş ve duygularına sınır koymamış ki, çok makam ve mertebeleri elde edebilsin ve kainatın halifesi ve neticesi olduğunu gösterebilsin. Yani, Allah, bir insan ile çok mahsulat kaldırsın ve çok maksatları tahakkuk ettirsin. Bu yüzden insanı kayıt altına alıp, sınırsız duygularını susturmak imkansızdır. İnsan bu vasfı ile bir fert iken, nev hükmüne geçiyor. Yani bütün insanlık ile bir insanın değeri ve kıymeti aynıdır. İnsan olma noktasından, bir insan ile bütün insanlık eşittir.

İnsandaki bu mükemmel mana ve kemal kapasite, ancak iman ve ibadet ile olgunlaşıp tahakkuk edebilir. İnsanın mahiyeti ile ibadet arasında su ile toprak münasebeti vardır. Nasıl ki su olmadan toprak hayat bulamıyor ise, insanın fıtrat toprağı da ancak ibadet suyu ile hayatlanabiliyor, onun ile tekemmül edip olgunlaşıyor.

Peygamberlerin ve dinlerin irşat ve ıslah vazifesi bu hakikate hizmet ediyor. Yani nasıl su ile toprak biribirini istiyor ise, insanın fıtratındaki potansiyel mükemmellikler de gelişip büyümek için peygamberlerin irşadına ve getirdiği ibadete bakıyor ve onunla kemal buluyor, onunla eksiğini ikmal ediyor. Fıtratını iman ve ibadetle inkişaf ettiren bir adam dünya açısından da büyük bir keyfiyet kazanıyor. Zira dünyanın saadet ve rahatı ancak emniyet ve itaatle olur ki, insana bu iki hasleti en güzel ve kamil anlamda semavi dinler ve veriyor. 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...