Block title
Block content

Enbiya, mürselin, evliya, sıddıklar, neden kuvveyi akliye sınıfına konulmuş? Onlar sadece akılla mı terakki etmişler veyahut diğer gadap ve şehvani hislerin müspet inkişaf etmesi onlar da yok mu ki, sadece kuvveyi akliye ile değerlendirilmişler?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hazreti Ali (ra) cesurdur." vurgusu yapılırken -hâşâ- diğer üç halife korkak manası anlaşılmaz. "Hazreti Osman (ra) haya abidesir." denildiğinde -hâşâ- diğer üç halife bu hasletten yoksun manası çıkmaz.

Peygamberler ve evliyalar akıl kuvvesinin mahsulüdür derken -hâşâ- diğer iki duyguda varlık gösterememişler denilemez.

Akıl, öfke ve şehvete nispetle daha ulvi, daha nurani bir kuvve olduğu için, peygamberlerin ve sıddıkların akla nispeti daha makul ve daha makbuldür. Yoksa peygamberler ve sıddıklar hikmet, şecaat ve iffetin zirvesindedirler, kimse bu hususta onlara yetişemez.

Bir hasletin ön plana çıkması, diğer hasletlerin o kişide olmadığı anlamına gelmez...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

lighted
"Ve keza, Cenâb-ı Hak, hayr-ı mahz olarak melâikeyi yaratmıştır, şerr-i mahz olarak da şeytanı yaratmıştır, hayır ve şerden mahrum olarak behaim ve hayvanatı halk etmiştir. Hikmetin iktizasına göre, hayır ve şerre kadir ve câmi olarak dördüncü kısmı teşkil eden beşerin yaratılması da lâzımdır ki, beşerin şeheviye ve gadabiye kuvvetleri kuvve-i akliyesine münkad ve mağlûp olursa, beşer, mücahedesinden dolayı melâikeye tefevvuk eder. Aksi halde, hayvanattan daha aşağı olur; çünkü özrü yoktur". İşaratü'l-İ'caz
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...