Block title
Block content

"Enbiyadan sonra nev-i beşerin en efdali Sahâbe olduğu, Ehl-i Sünnet ve Cemaatin icmâı" deniliyor. Burayı açıp, diğer mezheplerdeki farklı kanaatlerden örnek verir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ehl-i sünnet alimleri, peygamberlerden sonra en faziletli müminlerin sahabeler olduğu konusunda ittifak etmişlerdir. Bu konuda Sünni alimler içinde şaz bir içtihat ya da görüşte olan bulunmuyor.

Sahabenin faziletini bildiren ayetlerden birkaçı şu şekildedir:

“Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a iman edersiniz…” (Âl-i İmrân, 3/110)

(İman ve amelde) öne geçenler ise (âhirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar Allah nezdinde yakınlığa erdirilmiş kimselerdir.” (Vâkıa, 56/10-11)

Konuyla ilgili hadis-i şeriflerden bazıları da şöyledir:

Efendimiz (asm)’e "İnsanların en hayırlıları kimlerdir?" diye sorulduğunda:

“Benim içinde bulunduğum asrın insanları (ashâbım)dır. Sonra ikinci, sonra üçüncü asrın insanlarıdır.” buyurmuştur.(1)

“Ashabıma dil uzatmayın. Sizden biriniz Uhud dağı kadar altın tasadduk etseniz, yine de onlardan birinin bir müd harcamasına sevapça ulaşamazsınız.”(2)

Bu iki kaynakta gelen bu ve benzeri naslar, ayrıma yer vermeden bütün sahabeyi över ve ta’dil eder (adaletli sayar).

Ehl-i Sünnet’in bilinmesi gereken diğer bir görüşü ise, fazilette sahabeye kimsenin yetişemeyeceği görüşüdür. Yani herhangi bir sahabe, kendi aralarındaki fazilet sıralamasında en sonda bile yer alsa, sonradan gelen tâbiîn, tebe-i tabiîn ve diğerlerinden en faziletli kişilere nazaran daha üstündür.

Bir başka ifadeyle ümmetin ilim, irfan, velayet yönleriyle en mümtaz olan kişileri bile, fazilet yönüyle en aşağı derecede olan sahabeye yetişemez. İslam uleması bu görüşlerine delil olarak şu hadisi zikretmişlerdir:

“Ashâbıma dil uzatmayın. Sizden biriniz Uhud dağı kadar altın tasadduk etseniz yine de onlardan birinin bir müd harcamasına sevapça ulaşamazsınız.”

Sahabeler, insanlığın en seçkin topluluğudur. Peygamber Efendimiz (asm)'in sohbetinin bereketi onlara öyle bir feyiz, öyle bir şeref kazandırmıştır ki, bu dereceye kimseler ulaşamaz.

Yukarıda vermiş olduğumuz kanaat Ehl-i sünnet dairesinde bulunan bütün mezhep, meslek ve meşreplerin ortak bir kanaatidir.

Ancak Ehl-i sünnet dışındaki bazı fırkalar ve bazı kişiler bu konuda farklı görüş belirtmektedir. Bu fırka ve şahıslardan bir kısmı bazı sahâbîleri tekfir edecek kadar ileri gitmiş, Şîa, Havâric ve Mutezile’nin bazı mensupları sahâbenin çoğunu fâsık saymıştır. Adalet konusunda sahâbe ile başkaları arasında bir fark bulunmadığını iddia ederek cerh ve ta‘dîl kurallarının onlara da uygulanması gerektiğini söyleyenler de vardır.(3)

Dipnotlar:

(1) bk. Buhârî, Fedâilu’s-Sahâbe, 1.
(2) bk. Buhârî, Fedâilu’s-Sahâbe, 4.
(3) bk. bk. Nevzat Âşık, Sahâbe ve Hadis Rivayeti, İstanbul 1981, s. 268 vd.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...