Block title
Block content

Ene için ifade edilen "...vücud-u insaniyetin kalın ipinden şuurlu bir tel ve mahiyet-i beşeriyenin hullesinden ince bir ip ve şahsiyet-i ademiyetin kitabından bir eliftir." cümlesini nasıl anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ene farazi ve vehmi benlik ve sahiplik duygusudur. Yani hakikatte olmadığı halde var gibi düşünülen bir sahiplenme, bir kabullenme duygusudur.

Mesela, insanın ailesine "Benim ailem." demesi evine "Benim evim." demesi, vücut ve azlarına "Benim vücudum ve benim azalarım." demesi, buna örnek olarak verilebilir. İşte buradaki "benim" ifadesi enedir. Halbuki hakikat noktasından ne aile, ne ev, ne vücut ve ne de azalar insanın değildir. Hepsinin gerçek sahibi Allah’tır.

Allah, insana bu sahiplenme duygusunu mutlak isim ve sıfatlarını kavratmak ve kıyas yapmak için vermiştir. Yani insandaki cüzi ilim, cüzi kudret, cüzi irade, cüzi sahiplenme duygularının hepsi Allah’ın isim ve sıfatına açılan bir pencere gibidir. İnsan bu pencere ile Allah’ın isim ve sıfatlarını kavrar.

 Mesela der, "Ben şu küçük hanemin malikiyim, Allah ise bütün kainat hanesinin Maliki ve Rabbidir; ben cüzi kudretimle şu evi yaptım, Allah ise sonsuz kudreti ile kainat evini yapıp yarattı; ben cüzi ilmim ile şu kadar şeyleri bilirim, Allah ise sonsuz ilmi ile her şeyi bilir, her şeye muttalidir...."

İnsan sahip olduğu bu cüzi ve farazi hatlar ile kıyas yaparak Allah’ın sonsuz isim ve sıfatlarını idrak eder. Şayet bu sahiplenme duygusu olmasa idi, insan bu kıyası yapmayacağı için Allah’ın o sonsuz sıfatlarını da idrak edemeyecekti.

Enenin şuurlu bir tel, ince bir ip, kitaptan bir elif ile tarif edilmesi cüziliğine ve icat ve yaratma noktasından bir hiç olduğuna işaret etmek içindir. Enenin bu noktalarını düşünmeyip felsefe ile eneyi besleyenler ene duygusunu şer noktadan inkişaf ettirip, en sonunda her şeyin sahibi ve yaratıcısı olduğu zannına kapılmışlar. Firavunların, nemrutların, şeddatların ilahlık davalarının temelinde bu sakat ve safsata bakış açısı vardır. Ene, yani benlik ve sahiplenme duygusu insana verilen bir kıyas aleti, bir mukayese ölçücüğüdür; yoksa sapkın felsefenin iddia ettiği gibi, bir varoluş ve başkaldırıma aracı ve vasıtası değildir. Tel, ip ve elif tabirleri enenin kendi başına bırakıldığında ne kadar aciz ve cüzi kaldıklarına bir temsildir.

Özet olarak bizdeki ene yani benlik hissi, hakiki değil nispi ve itibaridir. Bu sebeple Allah ile mukayese edilmesi hakikat noktasında değil itibari ve nispi bir noktadadır. Bizim diye sahiplendiğimiz cüzi kudret, ilim, mülk gibi şeyler haddizatında Allah’ındır; biz sadece kıyas yapabilmek için mecazi bir şekilde bizim diye hissediyoruz. Bu noktadan Allah’ın ne hakikat noktasında ne de itibari noktada bir benzeri ve zıddı yoktur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Maksat | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 5727 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

büşram
enenin hisler içinde en şuurlu olduğunu ifade için şuurlu bir tel tabiri kullanılmış olamazmı
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...