Block title
Block content

"Esbab-ı maddiyenin elbette tesirleri, mübaşeretle ve temasla olur. Halbuki, o esbab-ı tabiiyenin temasları, zîhayat mevcutların zâhirleriyledir. Halbuki görüyoruz ki, o esbab-ı maddiyenin elleri yetişmediği ve temas edemedikleri..." Açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Tabiat ve sebepler denilince,  ana hatları ile; toprak, su, hava ve ateş olarak ifade edilir. Bunlar ise tabiatı icabı kaba, istila etmeye ve tahribe müsait, incelikten uzak, şuur ve iradeden yoksun, mübaşeretle, yani temas ile iş gören unsurlardır.

Bu unsurlara ve sebeplere yaratıcı olarak bakanlara sormak lazımdır: Bir sineğin ince ve küçük vücudunda, küçücük gözünün içinde çalışan bir hücre, şayet sebeplerin icadı ve tasarrufu ile çalışıyor denirse, o koca tahripkar ve kaba sebeplerin -toprak, hava, su ve ateşin- o gözün içinde maddi olarak bulunmaları gerekmiyor mu? 

Halbuki, o incecik göze ve hücresine, en ince ve nazik, maddi şeyler bile giremiyor. Ateş orada olsa, gözü patlatır. Toprak orada olsa, zaten kör eder. Öyle ise sebepler yapıyor iddiası batıldır. Hiçbir delile dayanmamaktadır.

Bir usta, iş yapmak için, çekici eline almadıkça, bir çivi dahi çakamaz. Temas etmeden, taşı kaldıramaz.  Zira maddi alemde ve madde  içinde  işler ancak temas ederek yapılabilir. Bu bir fizik kanunudur.

Öyle ise, bir hücreye rububiyet dava eden sebep, maddi olarak o hücrenin yanında hazır ve nazır olması gerekiyor. Çünkü  temas olmadan iş yapamaz.

Böyle olunca, nazik ve zarif ve ince bir hücrenin içinde toprak, su, hava ve ateş gibi kaba unsurların iş yaptığını ve onun içine yerleştiğini  kabul etmenin ne denli bir hurafe olduğu anlaşılır.

Zerre, sebep olmuş olsa bile, o hücre içinde bir nokta olur. Diğerlerine nasıl girecek, nasıl yerleşecek,  nasıl o karmaşık ve mükemmel hücrenin bütünün yanında hazır ve nazır olup temas ile iş görecektir?

Aynı mana, zerre için de geçerlidir. Hücrenin bütün bedenle bir irtibat ve nispeti vardır. O zerre, bütün bu irtibat ve nispeti bilecek bir ilmi ve şuuru olmak lazım gelir. Hatta bütün kainatı da  ihata edecek bir ilim ve kudret gerektir. Zira insan mekanizması kainat ile irtibat ve nispet içinde bir ahenk ve uyum ile tasarlanmıştır. İnsan vücudundaki zerrenin, Güneşin yörüngesinde gitmesinde emeği olması lazımdır. Zira insanla alakası vardır.  Bütün bu işleri ve kurguları çekip çeviren bir atom çekirdeğidir demek, ne denli bir cehalet oluğunu herkes anlar.

Sebepler ve tabiat maddi ve kesif şeyler iken, bahsi geçen sanatlar gayet ince ve latif şeylerdir. Maddi ve kesif bir şeyin ister anlık olsun, ister bir süreç içinde olsun, latif ve ince bir sanatı icat edip tasarlaması mümkün değildir. Toprak ve su gibi kesif şeylerin, o gibi ince sanatlara verilmesi ve çevrilmesi bir süreçtir. Lakin o süreçte icracı kimdir?.. Her aşamada  bir fiil ve sanat icra ediliyor. Bu fiil ve sanatların çevrilme işlemini kim icra ediyor? Ya tabiat diyeceksin, ya da Allah diyeceksin. Tabiat dersen, tabiattan kast edilen külli sebepler anlaşılır. Yani hava, su, toprak ve ateş gibi tabiatı bozmak ve dağıtmak olan şeyler anlaşılır. Öyle ise o süreç içinde o külli unsurları sevk ve idare eden fail kimdir? Yani suyu hücrenin hassas noktasına eviren ve çeviren şey, ana unsur olan suyun kendisi mi, yoksa harici bir kudret mi?

Masaya çivi çakmaya yarayan çekiç, belli bir seviyeden sonra masaya mı dönüşüyor, yoksa çekiç vesilesi ile tahtayı masaya dönüştüren marangoz mu? Her halükarda her süreç ve aşamada harici bir failin gerekliliği mecburidir. Suyun kendini başka bir şeye evirmesi mümkün ve akli değildir. Nasıl tahta kendini masaya usta olmadan eviremiyor ise, sebepler ve tabiat da kendini hücreye eviremez. 

Özet olarak, "sebepler ve tabiat yapıyor" diyebilmek için, hücre içinde bütün o sebeplerin ve tabiatın yerleşmesi ve temas ile iş görmesi gerekir. Yani güneş, toprak ve ateş gibi külli unsurların o küçücük hücrenin içinde olduğunu ve hücreyi icat ettiğini hayal etmek, ahmaklığın en kalın derecesi olur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

isahalim

Şu aşağıdaki Risale cümlesi için birisi yorum yaparken: "Mesela insanın iç organları" demişti. Bu bana doğru gelmedi. Sizce insanın iç organları da, esbab-ı maddiyenin ellerinin yetişmediği ve temas edemedikleri, kapsamına dahil edilebilir mi? Bana göre mesela karaciğer, karaciğer de yine maddi olduğu için, bu cümlenin kastettiği kapsamda değerlendirilemez. Cevaplarsanız sevinirim...

"Halbuki görüyoruz ki, o esbab-ı maddiyenin elleri yetişmediği ve temas edemedikleri o zîhayatın bâtını, on defa zâhirinden daha muntazam, daha lâtif, san’atça daha mükemmeldir."

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Kaba materyalizmin (Özdekçilik) iddiasına göre her şeyin nedeni maddi alemdir mesela toprak, hava, su ve ateştir bu durumda iç organların oluşumu ve yaratılmasında bu dört unsurun müdahil olması gerekiyor. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...