Block title
Block content

"Esbab içine dalan fikr-i insanî, şu zelzele-i zeval-i dünyadan hayrette kalıp, me'yûsâne fîzar ediyor. Vücud-u hakikî isteyen vicdan,.." Fikr-i insanînin esbab içerisine dalmasını nasıl anlamalıyız? Vicdanın hakiki vücut istemesi ne demektir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsan sonsuz aciz ve fakir olarak yaratılmıştır. Organlarından, havaya, suya, güneşe kadar sonsuz şeylere muhtaç olması yönüyle sonsuz fakir, bunların hiçbirini yapmaya gücünün yetmemesi cihetiyle de sonsuz acizdir.

“Demek, her vicdanda şu nokta-i istinad ve nokta-i istimdâd cihetinde iki küçük pencere Kadîr-i Rahîmin bârigâh-ı Rahmetine açılır; her vakit onunla bakabilir.”(Sözler, Otuz Üçüncü Söz)

Bu gerçekten gaflet eden insan, esbab içerisine dalar. Acz ve fakrına merhameten yapılan İlâhî ihsanları sebeplerden bilmeye, onlara gereğinden çok fazla önem vermeye başlar. Anne-baba insan için, toprak ağaç için, ağaç da meyve için birer sebeptirler. Ancak, bunların hiçbiri gerçek tesir gücüne sahip değillerdir. Onlar da yaratılmalarına vesile oldukları varlıklar gibi, sonradan yaratılmış ve belli bir işle görevlendirilmiş memurlardır. Bunları kuvvet sahibi, irade sahibi, ilim ve hikmet sahibi, merhamet ve ihsan sahibi bilmek en büyük bir gaflettir ve “esbab içerisine dalmak”tır.

Yine, her vicdan yakinen bilir ki, insan kendi vücudunu kendisi yapmış değildir. Bu vücud fanidir ve emanettir. Bu vicdanî bilgi onu “Vücud-u hakikî” istemeye, “Batıp kaybolanları sevmem.” diyerek “mahbûbat-ı mecaziyyeden ve mevcûdât-ı zâileden kat-ı alâka edip, Mevcûd-u Hakikî'ye ve Mahbub-u Sermedi'ye”  bağlanmaya götürür.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: On Yedinci Sözün İkinci Makamı | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 1996 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...