Block title
Block content

"Eski hikmet, semâvâtı dokuz tasavvur edip, lisan-ı şer’îde Arş ve Kürs’ü yedi semâvât ile beraber kabul edip acip bir suretle semâvâtı tasvir etmiştiler." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Eski hikmet, semâvâtı dokuz tasavvur edip, lisan-ı şer'îde Arş ve Kürs'ü yedi semâvât ile beraber kabul edip acip bir suretle semâvâtı tasvir etmiştiler. O eski hikmetin dâhi hükemasının şâşaalı ifadeleri, nev-i beşeri çok asırlar müddetince tahakkümleri altında tutmuşlar. Hattâ, çok ehl-i tefsir, âyâtın zâhirlerini onların mezhebine göre tevfik etmeye mecbur kalmışlar. O suretle Kur'ân-ı Hakîmin i'câzına bir derece perde çekilmişti."

"Ve hikmet-i cedide namı verilen yeni felsefe ise, eski felsefenin mürur ve ubûra ve hark ve iltiyâma kabil olmayan, semâvat hakkındaki ifratına mukabil tefrit edip, semâvâtın vücudunu âdeta inkâr ediyorlar. Evvelkiler ifrat, sonrakiler tefrit edip, hakikati tamamıyla gösterememişler."

"Kur'ân-ı Hakîmin hikmet-i kudsiyesi ise, o ifrat ve tefriti bırakıp, hadd-i vasatı ihtiyar edip der ki: Sâni-i Zülcelâl yedi kat semâvâtı halk etmiştir. Hareket eden yıldızlar ise, balıklar gibi semâ içinde gezerler ve tesbih ederler."(1)

Bu mevzunun özeti; eski hikmet ve felsefe, semavatın yedi değil dokuz tabaka olduğunu iddia ediyor. Şimdiki fen ise semavatın tabakalarını inkar ediyor. Kur'an ise her iki görüşü de reddederek semavatın yedi tabaka olduğunu vurguluyor.

“...eski felsefenin mürur ve ubûra ve hark ve iltiyâma kabil olmayan, semâvât hakkındaki ifratına mukabil tefrit edip,..”

Bu cümlede ise; eski hikmet ve felsefenin semanın dokuz tabaka olduğundaki ısrar ve inada işaret ediyor.

Mürur ve ubur (eskimiş, hükmü bitmiş) ifadeleri, bu fikrin ne kadar köhne ve eski olduğuna işaret ederken hark (yakmak, kül etmek) ve iltiyama kabil olmaması (değişmesi pek zor olan) ifadesi de bu fikrin ne denli dogma ve körü körüne bir ön kabul olduğuna kinayedir.

Sema konusunda üç ana fikir oluşmuş. Eski hikmet yani felsefe ifrat ederek, sema dokuz tabaka demiş. Buna karşılık yeni fen ve felsefe, tefrite girerek semanın tabakalarını inkar ederek tektir demiş. Kur’an ise ifrat ve tefrite girmeden, vasat bir şekilde semanın yedi tabaka olduğunu ifade ediyor.

"Eski hikmet" eski dönemlerin fen ve felsefe anlayışına deniyor. O dönemlerde fen ile felsefe iç içe olduğu için, hikmet denildiğinde her ikisi de ifade edilmiş oluyordu. Bu yüzden hikmet o dönemlerde fen ve felsefe anlamına geliyor.

(1) bk. Lem'alar, On İkinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...