Block title
Block content

"Eski Said'in kuvvet-i ilmiyle, nazar-ı aklıyla anladığı ve gördüğü hakikatleri, senin kardeşin şuhud-u kalbiyle, nur-u vicdanla gördüğüne tevafuk ediyor." İzah eder misiniz; “şuhud-u kalbiyle, nur-u vicdanla görmek” ne demektir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Saniyen: Sana Nokta risalesini gönderiyorum. Acîptir ki, Eski Said'in kuvvet-i ilmiyle, nazar-ı aklıyla anladığı ve gördüğü hakikatleri, senin kardeşin şuhud-u kalbiyle, nur-u vicdanla gördüğüne tevafuk ediyor. Yalnız bazı cihetlerde noksan kalmıştır ki, Yirmi Dokuzuncu Sözde tekmil edilmiş. Hususan âhirdeki remizli nükte ve o remizli nüktenin sırrı beyanında, çok hakikatler Nokta'da yoktur, Yirmi Dokuzuncu Sözde vardır. Fakat birbirinden çok uzak bu iki Said'in aklı, kalbi, bu derece ittifakı aciptir."(1)

İnsandaki her bir aza ve cihazın, şuur ve bilinci ve olayları idrak etme biçimi farklıdır. Mesela; akıl bir şeyi makul kabul edip yapar, vicdan da bundan huzur duyar. Yani vicdan, akıl gibi o şeyin hikmet ve fayda cihetini tefekkür edemez; ama o şeyin doğru mu yanlış mı olduğunu fıtri hali ve mizanı ile sezer.

Kalbin de böyle bir bilinç ve keskinliği bulunuyor. Aklın tefekkür ve ilim ile keşfettiği bir şeyi, kalp işrak ve envar ile hissedip müşahede edebilir. İşrak kalbin marifet veya riyazet ile aydınlanıp olgunlaşması demektir.

Şuhud-u kalbiye; kalbin iman hakikatlerini işrak ve envar ile görmesi ve tasdik etmesi demektir.

(1) bk. Barla Lâhikası, (215. Mektup).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...