Eski Said’in, yeni Said lisanı ile söylemesi ne manaya gelmektedir? "Muhatâbım Ziya Paşa değil, Avrupa meftunlarıdır. / Mütekellim nefsim değil, tilmiz-i Kur’ân namına kalbimdir." Bu beyti açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Konu bir derece içtimaîdir ve Üstadımızın Eski Said dediği “İslâm’ın hayat-ı içtimayesiyle” alakadar olduğu dönemin bir yarasını, bir derdini konu almaktadır. Bu yara, Garplılaşmanın yanlış anlaşılması ve sadece onların kültürünü, toplum yapısını, sefahatini körü körüne taklit etme yarasıdır. Bu mesele, bu yazının kaleme alındığı dönemde de önemini muhafaza ettiği ve o yanlış telakki hâlâ hükmünü sürdürdüğü için, Üstad Hazretleri Yeni Said lisanıyla da aynı kanaatini dile getirmiş oluyor.

Üstad Hazretleri Tanzimat ile başlayan Garplılaşma hareketinin yanlış bir seyir takip ettiğini görmüş ve kendisi gibi düşünen bir grup ilim adamıyla birlikte bir fikir mücadelesine girmişti. Bu mücadelenin temelini, kendisi, “Japon modeli” olarak özetliyor. Japonlar gibi Batı'nın ilim ve tekniğinden azamî derecede faydalanmakla birlikte, kendi kültürümüzü de korumamız ve onların yanlış hayat telakkilerini taklit etmememiz gerektiğini savunuyordu. Dava arkadaşlarından Mehmet Akif ise bu ideali şu beytiyle dile getiriyordu:

"Alınız ilmini garbın alınız sanatını,
Veriniz hem de mesainize son süratini."

Bediüzaman Hazretleri “bu zamanın cemaat zamanı” olduğunu çok öncelerden tespit etmiş ve şahıslarla uğraşmak yerine, fikir mücadelesini fesat komitelerine ve gizli dinsizlik mihraklarına karşı sürdürmüştür.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Nurun fedaisi

Ben niye Ziya Paşa denildiğini anlayamadım.. Ziya Paşa başta Osmanlıcılık düşüncesini.. daha sonra İttihad-ı İslam yani İslâmcılık düşüncesini savunmuştur.. Burayı açıklar mısınız? Burayı açarsanız sevinirim.. Selam ve dua ile..

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Ziya Paşa merhum; Avrupa’ya giden, orada hürriyet hareketini başlatan, Meşrutiyetin ilanında büyük payları olan, istibdadın aleyhinde neşriyat yapan, zemininde her tip insanı maalesef barındıran Jön Türkler diye tesmiye edilen grubun efradındandır.

"Avrupa meftunları" tabiri, Avrupanın fitnesine körü körüne bağlanan, adeta onlara aşk derecesinde bağlı olan kişiler için kullanılmaktadır. Cemil Meriç ise bu Avrupa hayranlarına "Müstağrip" ifadesini uygun görür ve kullanır. İşte burada Üstadımız her hürriyet aşıkının bu manayı taşımadığını Ziya Paşa örneğiyle ortaya koyar. 

Zira bu Jön Türkler içinde mason, uşak ve Avrupa meftunları olduğu gibi; Ziya Paşa gibi samimi, hürriyet taraftarı, Avrupa’nın fennine aşık ancak, sefahatine muhalif, mason olmayan, hatta ulema makamında zevat da mevcuttur.

Üstadımız, meşrep itibariyle toptancı değildir. Her şeyin iyisini ve güzelliğini almak onun şiarıdır.

Bu sebeple “Avrupa ikidir. Tabiatçıların münkir olmayan kısmı...” gibi tabirlerle iyileri kötülerden ayıran ve herkese hak ettiğini takdir eden Üstad; Jön Türkleri de değerlendirirken toptan karşısına almıyor; içindeki Ziya Paşa gibi insaflıları ayırıyor. Onları tenkit değil, takdir ediyor.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...