Block title
Block content

"Esmâ-i hüsnânın her birisinde bütün esmânın şuâatını görmek istiyorsun." izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir önceki cümlede beyan edilen yanlış arayış,  insanı iki yanlış isteğe daha götürür: Bunlardan birisi “esmâ-i hüsnânın her birisinde bütün esmânın şuâatını görme” isteği, diğeri ise insandaki herhangi bir hissi ölçü alarak onunla bütün hislerin  gördükleri  tüm işleri anlamaya kalkışma…

Cenâb-ı Hakk’ın bütün isimleri arasında yakın ilgi vardır.  Her isim kendi tecellileriyle bilinir. Bir tek ismin tecellisinde bütün esmâ tecellilerini arayan kimse, buna güç yetiremeyince “evhama maruz” kalabilir. Yâni, tamamen vehim ürünü, hakikatsiz ve yanlış  fikirlere sapabilir, bu da onu yanlış inançlara götürebilir.

Bir örnek:

Üstat hazretleri; “Musibet, cinayetin neticesi, mükafatın mukaddimesidir.” (Mektubat)  buyuruyor.

Şimdi, Kahhâr isminin tecellilerinde bütün esmânın şualarını görmek isteyen bir insan, başına gelen bir musibette Kerîm, Âdil, Latîf gibi isimlerin de mânalarını arayacak, bunları bulamayınca, yahut göremeyince evhama maruz kalma tehlikesi baş gösterecektir. Halbuki o musibet onun kalbini masivadan çekip Rabbine teveccüh ettirme, günahlarına kefaret olma, sabrettiğinde  ona çok manevi dereceler kazandırma gibi ikramlar, lütuflar da taşımaktadır.

Bunları düşünmeden, o musibet eleminin içinde Kerîm ve Latîf isimerinin tecellilerini arayan insan bunları bulamayınca ve göremeyince evhama kapılma tehlikesine maruz kalır. Mülk sahibinin mülkünde dilediği gibi tasarruf edebileceğini bilen, bunu kendi hayatına tatbik ederek, başına gelen musibetleri rıza ile karşılayan, “Kahrında hoş lütfuna hoş.” diyebilen insan bu gibi evhamlardan uzak yaşar.

Biz, esmâ-i hüsnadaki her bir ismin güzel olduğuna inanırız. İnsanın kâinatla irtibatını sağlayan Muhyi (hayat verici) ismi güzel olduğu gibi, onu kabir âlemindeki dostlarına kavuşturan Mümit  (ölüm verici) ismi de güzeldir.

Her bir ismin tecellisini müstakil olarak düşünmek ve o tecellilerdeki hikmet ve rahmeti düşünmek yerine, bir tek ismin bir tek tecellisinde bütün esmânın tecellilerini aramak, insanı yanlış düşüncelere  götürebilir.

His meselesine gelince: İnsan, kendi ruhuna takılan her bir hissin çok hikmetli ve faydalı olduğunu bilir.  Sevgi hissi güzel olduğu gibi, korku hissi de güzeldir. Bir tek hissi ölçü alarak bütün his dünyasının hikmetlerini kavramaya çalışmak da insanı evham yoluna sokar. Sadece sevgi hissini esas alan kişi, korku ve endişe gibi hisleri sevmekte zorlanır. Bunların  sevilmeye layık olmadıkları vehmine kapılabilir.

Zâten, her bir hissin yaratılması ayrı bir fiilî isme dayandığı için, bu meselenin bir öncekiyle yakın ilgisi vardır.

Bilindiği gibi, Allah’ın isimlerinin bir kısmı zâti isimlerdir, Ehad, Samed, Kadim, Baki isimleri gibi; bir kısmı da fiili isimlerdir, Rezzak (rızık verici), Muhyi (hayat verici), Müzeyyin (ziynet verici), Kerîm (ikram edici) isimleri gibi. Bazı âlimlerimiz, Allah’ın birbirinden farklı sonsuz işleri olduğunu, bundan dolayı da fiilî isimlerin sonsuz olduğunu söylerler. Buna göre, sevgi vermekle korku vermek iki ayrı fiildirler ve bunların ruha takılmaları da iki ayrı ismin tecellisiyle olur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...