Block title
Block content

"Esmâ-i Hüsnânın kayıtsız ve hadsiz cilvelerine hadsiz ve kayıtsız bir meydan açmak için o küllî âdetullah düsturlarının ve o umumî kanunların şüzuzâtıyla ve hem, şerli cüz'î neticeleriyle, hususî ihsanat ve hususî teveddüdat, yani sevdirmekle hususi tecelliyat kapılarını açmıştır." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ve fâil-i muhtar olduğunu ve her bir şeyin her bir işi, onun meşîetine bağlı bulunduğunu ve umum kanunları dahi daima irade ve ihtiyarına tâbi bulunmalarını ve o kanunların tazyikinden feryat eden fertleri, bir Rabb-i Rahîm dinlediğini ve imdatlarına ihsanıyla yetiştiğini göstermekle; esmâ-i hüsnânın kayıtsız ve hadsiz cilvelerine hadsiz ve kayıtsız bir meydan açmak için o küllî âdetullah düsturlarının ve o umumî kanunların şüzuzâtıyla ve hem, şerli cüz'î neticeleriyle, hususî ihsanat ve hususî teveddüdat, yani sevdirmekle hususi tecelliyat kapılarını açmıştır."(1)

Allah, kainatta muazzam bir sistem ve intizam kurmuş ve bu sistemin külli ve cüzi şeyler için durdurulmayan prensipleri var. Bu külli kanunlar bazen insanı zora sokup insan üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. İnsan bu kanunları değiştirmeye muktedir olamadığı ve bu kanunlar karşısında ezileceği hengamede, Allah hususi şefkat ve yardımı ile insanın imdadına yetişiyor. İnsanın o kanun çarkı altında ezilmesine müsaade etmiyor. Aslında o çarkın ağır ve baskıcı olmasının bir hikmeti de insanı hususi şefkate ve iltifata yönlendirmektir. Yani insan o kanunun ve sistemin baskısı altında kalmaktan bunalıp İlahi rahmet ve şefkate firar ediyor.

"Allah’ın, daha önce gelip geçenler hakkındaki nizamı budur. Allah’ın nizamında asla bir değişiklik bulamazsın." (Ahzab, 33/62)

Allah, varlık alemi ile ilgili kanunlar belirlemiştir. Tüm mevcudat ezelden ebede bu kanunlar doğrultusunda hareket etmektedir. Buna sünnetullah yani Allah’ın sünneti, kanunu da  denmektedir. Bu kurallar genel hatları ile muazzam bir fayda ve hikmetle yoğrulmuştur; lakin genel ve değişmeyen sistem ve çarktan özel olarak zarar görüp bunalanlar da oluyor.

Bir başbakan, kanunlar gereği devlet bütçesinden özel şahıslara yardım ve para aktaramaz, ama kendi kesesinden muhtaç birisine yardımda bulunabilir. Tabiri caiz ise, Allah kainatın genel kurallarını ve sistemini bir kulunun hatırı için bozmaz ya da değiştirmez. Ama o kanun ve sistemden bunalmış, onun altında ezilmiş bir kuluna hususi bir çıkış yolu gösterip özel bir şefkat yardımı yapabilir.

(1) bk. Şualar, İkinci Şua, Üçüncü Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Üçüncü Makam, İkinci Hüccet | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1683 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

fakirullah

Birkaç hafta önce burası mütalaa edilmişti kardeşlerle, muazzam bir mana çıktı, onu paylaşayım: Şimdi Cenabı Hak bizi hususi bir tecelliye ihtiyaçlı hale getiriyor, ta ki biz O'nun bize teveccühünü taleb edelim. Dua ediyoruz hususi halimizi arz ediyoruz , bize yardım gelmesi için bütün bizi sıkıştıran kanunların fevkınde, ayrı bir muamele taleb ediyoruz. İşte bu şuurumuzda 2 şey açılıyor: 1- Cenabı Hak bana, kalbime her an teveccüh ediyor, kalbimdeki hatıratıma nazar ediliyor ve Rabbim olduğu için imdadıma yetişiyor. Böylece bana olan teveccüh-ü ehadiyetini fark ediyorum: benim Rabbim bana karib, sair eşya beni O'nun nazarından setretmiyor.
2- İhtiyacım olan durum öyle ki kainatta işleyen kanunların bitip, bir yerde sınırlanıp benim imdadıma yetişecek hususi bir muamele gerekiyor. Rabbimin bana has Rububiyeti, kainata umumi olan Rububiyetini, kanunları değiştirebiliyor. Yani ehadiyeti ile bizzat yaptığı tasarrufu, umumi kanunları delip geçme hasiyetine sahip! Maşallah di mi. İşte bu kul olarak en çok sevineceğimiz bir şey. İyi ki Rabbimiz Ehad. Hem bize hususi teveccühü var, hem umum kanunların fevkınde tasarruf edebilir eğer bizim için hayr olacaksa. Mesnevi'deki "kalbi kırık masumun hatırına denizin fırtınası dinmesi" gibi. Bir de nefisteki şerre istidad insanı helak edecekken, ata kanunuyla Cenabı Hak kula hayırları yaptırıyor, bu da hususi ihsanat ama "ata kanunu" şekline girmiş yani bir iki cüzi hadisede değil de umumi olarak her hayrımızda işleyen bir hususi muamele.
Şimdi bundan sonra -anladığımız kadarıyla- 3.bir adım daha var ki hususi ihsanatın kainattaki kanuniyet hallerini görmek; ata kanunu gibi. O kanunu kendi alemimizde bulup işletirsek "teveccüh-ü ehadiyet"ine işlerimizi havale ederek her an kainatı, kanunları arkaya atıp yani geçip Rabbimizin hususi muamelelerine muhatap olabiliriz. Zaten ancak bu şekilde esmanın sınırsız ve nihayetsiz tecelliyatını görebiliriz; esma-yı hüsnanın kafamızdaki kayıtlarının yok olduğunu müşahede ederiz. Hac veya umrede açıkça yaşanır, onca insan bir yana sen bir yanaymışsın gibi, Rabbin tek kulu senmişsin gibi misafir edilirsin, her isteğin kalpten geçirmekle yerine getirilir hani. İşte o hususi muamele Ehadiyetinden gelir, O'nu bulmak duasıyla..

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
behiyek
gene sayeizde istifade ettim cok tesekkurler Allah razi olsun
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...