Block title
Block content

“Eşyanın icadı, ya ademden olur ya terkib suretinde sair anasırdan ve mevcudattan toplanır. Eğer bir tek zâta verilse, o vakit her halde o zâtın her şeye muhit bir ilmi ve her şeye müstevli bir kudreti bulunacak." izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Eşya ya yoktan var edilerek yaratılır ya da daha evvel yaratılmış olan zerreler kullanılarak terkip, yani birleştirilerek yaratılır. Allah’ın bu iki yaratma şekline ibda ve inşa deniliyor. İbda; eşyayı yoktan yaratmak iken, inşa ise; daha önce var edilmiş zerrelerden yeni bir şeyin icat edilmesidir.

Varlığın ilk yaratılışı ibda tarzı yaratmaya örnek iken, her bahar mevsiminde icat edilen nebatat ve hayvanat ise inşaya örnektir.

Eşya, Allah’ın ilminden yine Allah’ın iradesi ile çıkıp görünür hale gelirler, buna levh, yani görünür olmak denilir. Görünür hale gelen bu eşya bir müddet göründükten sonra tekrar ölüm ve zeval ile kaybolurlar ki, buna mahv denir.

Allah’ın ezeli ilminde sırasını bekleyen diğer eşya ise, aynı işlem ile tekrar görünürler ki, buna da ispat denilir.

İşte eşyanın ezeli ilimden çıkıp varlık aleminde görünüp, sonra ölüm ve zeval ile tekrar sahneden çekilip, arkasından gelecek olanlara yer açmasına "zaman" deniliyor. Zamanın tanımı ve özü budur.

Eşyanın zaman tüneline girmesi sahnelenmek oluyor ki; burada asıl aktör kudret sıfatıdır ve eşya onun mürekkebidir. Kudret bu eşya mürekkebi ile zaman tahtasında anlamlı ve tefekkürlük şeyler yazıyor, ta ki insanlar bunları okuyup takdir etsinler.

Zahir adem tabiri; eşyanın mutlak anlamda değil, sadece maddi anlamda yok olduğuna işaret ediyor. Yani bir elma maddi anlamda vücuda çıkmadan önce ilmi bir şekilde Allah’ın ezeli ilminde zaten var ve mevcuttu. Bu cihetle bakarsa mutlak yokluk diye bir şey yoktur. Nispi ve göreceli yokluk vardır; Üstad Hazretleri nispi ve göreceli yokluğa "zahiri adem" diyor.

Bütün eşya, Allah’ın ezeli ilminde plan ve proje olarak varlardı; kudret bu plan ve projeleri bir temas, bir emir ile varlığa çıkarıyor. Eşyanın ilmi boyuttan harici ve maddi aleme kolayca çıkmasına kinaye olarak “Ol der, oluverir.” ifadesi kullanılıyor.

Kağıdın üstüne sivri ve sert bir kalemle yazılar kazınıyor; ama görünmüyor, mürekkep döküldüğünde o kazınmış yazılar görünür hale geliyor. Bu temsil kader ile kudret arasındaki münasebete işaret ediyor. Kader her şeyin ilmi tasarım ve kalıplarını hazırlıyor, kudret ise o hazır tasarımların üzerine dokunmak ile görünür hale getiriyor, yani icat ediyor. O büyük tasarım içinde bir dağ ile bir çakıl taşı hazır vaziyette olduğu için, kudret ikisine de aynı derecede dokunuyor, yani ikisini de aynı mertebe ile yaratıyor. Büyüğe büyük, küçüğe küçük bir dokunuş sarf etmiyor. Allah’ın kudreti karşısında bir baharı yaratmak ile bir çiçeği yaratmak arasında fark yoktur, ikisinin icat edilmesi de eşittir, burada asıl vurgulanmak istenen nokta burasıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Okunma sayısı : 2.058
Word indir Pdf indir
Paylaş

BENZER SORULAR

Yükleniyor...