Block title
Block content

"Evet, binlerce hikmetler için yaratılan Zühal’in herbir hikmetinde binlerce cihetler ve herbir cihetinde binlerce istifade edenler bulunduğu halde..." cümlesini devamıyla açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Beşinci nokta: Bu âyetle diğer bazı âyetlerden anlaşılıyor ki, bu büyük dünya insan için yaratılmıştır. Ve yaratılışında, insanın istifadesi ille-i gaiye olarak nazara alınmıştır. Halbuki arzdan pek büyük olan Zühal'in, meselâ beşeri faydalandıran, yalnız ziyneti ve zayıf bir ziyasıdır. Bu cüz'î fayda için ne suretle beşer ona ille-i gaiye olur?"

"Elcevap: Bir faydayı takip eden adam, bütün fikrini, hayalini o faydaya hasreder ve ondan mâada birşeye bakmaz. Ve herşeye kendi hesabına bakar, kimseyi nazara almaz. Hattâ kendisini ille-i gaiye zanneder. Binaenaleyh, bu gibi adama karşı makam-ı imtinanda söylenilen o gibi kelâmlarda mübalâğa yoktur. Evet, binlerce hikmetler için yaratılan Zühal'in herbir hikmetinde binlerce cihetler ve herbir cihetinde binlerce istifade edenler bulunduğu halde, "Hilkatinde o adamın istifadesi, ille-i gaiyeden bir cüz olarak düşünülmüştür" denilirse ne mânii var? Çünkü ille-i gaiye, daima basit birşeyden ibaret değildir."(1)

Kainatın ve içindeki sayısız galaksilerin yaratılma gerekçesi, sadece insanın cüzi  istifade etmesi ve basit faydalanması için değildir. Zira insanın dışında ya da insanın basit istifade etmesinin haricinde, sayısız hikmet ve gayelerle donatılmış kainat sofrasına  muhatap olacak sayısız müşteriler vardır. İnsan bu müşteriler içinde sadece bir taifedir. Öyle ise insan kendi basit istifadesini objektif kainata gerekçe tayin edemez. Ama kendi sübjektif aleminde "Bu kainat benim soframdır." diyebilir.

İnsana çok uzak olan ve insana faydası gayet zayıf duran bir yıldıza, insanın neden  bu yaratılmış deyip abes görmesi nasıl yanlış ise, aynı insanın bu yıldız benim için yaratılmış demesine mübalağa demek de o derece yanlıştır.

Ayette dünyanın insan için yaratılmış demesi, insanı minnete ve şükre sevk etmek ve insanın sübjektif alemi noktasındandır. Yoksa koca kainatın tek yaratılma gerekçesi insanın basit istifadesine bakıyor denilmiyor. Buradaki ince ve latif denge idrak edildiği vakit, ayetin dünyayı insana hasretmesinin sırrı anlaşılır.

Özet olarak insanın cüzi istifadesi, kainatın külli yaratılma gerekçeleri içinde bir cüz, bir nokta ve basit bir gaye mesabesindedir. Bu cüzü hatırlatarak, insanı şükre ve minnet etmeye davet etmek gayet mantıklı ve beliğ bir metottur. 

(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Sûresi, 29. Ayetin Tefsiri

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: 29. âyetin tefsiri | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1806 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

isahalim

Sadece uzaklardaki yıldızlar değil, yediğimiz üzümler bile evvela bizim için yaratılmamıştır. 

"Nur’un Büyük Kumandanı ZÜBEYİR GÜNDÜZALP" (YAZAR: İHSAN ATASOY) isimli kitaptan bir bölüm (sayfa 68): 

Üstad kırdaki çiçeklere bakarak: “Maaşallah, barekallah, fetebarekallahü Ahsenü’l-Halikîn” der dolaşır. Üzümler iyice sararmıştır. Zübeyir Ağabey içinden, “Bunların tadı kim bilir ne kadar güzeldir!” diye geçirir. Bunu üzerine Üstad ona şu dersi verir: “Bunlar insanların yemesi için halk edilmemiştir. Asıl Cenab-ı Hakkın isim ve sıfatlarını ilân edip Onu tesbih etmeleri için yaratılmıştır. Vazifeleri bitince insanın midesine defnoluyorlar. Bunların tesbihatını bir defa hatırınıza getirip ‘Lâ ilâhe illâ hu’ deseniz, binler lisanlarla tesbih etmiş olursunuz. Halka-i zikrin serzâkiri Resul-i Ekrem’dir (a.s.m.). Bütün mahlûkat onun etrafında zikrediyor diye tasavvur etmek lâzımdır. Namaz tesbihatında ‘Lâ ilâhe illâ hu’ derken, bu hakikatleri düşünerek ağır ağır okumak lâzımdır.” der.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...