"Evet بِسْمِ اللهِ öyle müstakil bir nurdur ki, bu nur, hiçbir şeye bağlı değildir. Hattâ bu nurun câr ve mecrûru bile hiçbir şeye muhtaç değildir..." Devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"(بِسْمِ اللهِ): Bu kelâm, Güneş gibidir. Yani, Güneş başkalarını gösterdiği gibi, kendini de gösterir, başka bir güneşe ihtiyaç bırakmaz. بِسْمِ اللهِ başkalarına yaptığı vazifeyi, kendisine de yapıyor; ikinci bir بِسْمِ اللهِ daha lâzım değildir."

"Evet, بِسْمِ اللهِ öyle müstakil bir nurdur ki, bu nur, hiçbir şeye bağlı değildir. Hattâ bu nurun câr ve mecrûru bile hiçbir şeye muhtaç değildir. Ancak ب harfinden müstefad olan اَسْتَعِينُ veya örfen malûm olan اَتَيَمَّنُ veyahut mukadder olan قُلْ ün istilzam ettiği اِقْرَأْ fiillerinden birine mütealliktir."(1)

Evet, eşyalar genellikle kendilerini gösterecek ışığa ihtiyaç hissederler. Fakat Güneş gibi ışığa sahip olanlar, kendilerini gösterdiği ve aydınlattığı gibi başkalarını da gösterir ve aydınlatırlar. Bu nedenle güneşin görünmesi için, başka yerden gelecek ışığa ihtiyaç yoktur.

Aynı şekilde ayetlerin kelimeleri de bazen birbirlerini göstermeye vesile olur. Bazen bir kelimenin manasının ortaya çıkıp netleşmesi için diğer harf veya kelimeye muhtaç olabilir. "Bismillah" ise Güneş gibi olup, hem kendine ışık olur, hem de diğerlerine de ışık ve güneş olur. Başka bir delile ihtiyaç hissettirmez.

Bu hükmün tahliline geçelim:

Bismillah lafzı, manasını ve gücünü ya “be” harfinden çıkan “estain” fiilinden ya da örfi olarak "teberrük etmek" anlamına gelen “eteyemmenü” fiilinden ya da bismillah’ın önünde gizlice takdir edilmiş olan “De ki” fiilinin gerektirdiği “ıkra” fiilin birisinden alır. Kelimeyi teyit etmek için başka bir kelime iktiza etmiyor.

“De ki” kelimesi cümlenin başında zımni ve mukadder olarak vardır; işte müfessirler bu zımni ve mukadder ifadeyi eserlerinde açık ve somut bir şekilde yazıyorlar. Üstad Hazretleri de aynı tarzı yukarıdaki ifadelerinde kullanıyor.

Allah, her ayet ve kelamında zımni ve mukadder olarak Peygamber Efendimiz (asm)'e hitap ve beyanda bulunmaktadır. Bu yüzden Peygamber Efendimiz (asm)'in ismi Kur’an da az geçmektedir.

“Be”: Kelime başına getirilerek, Türkçe'deki: "de, da, den, dan, ile, için" mânalarında kullanılır. "Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile" derken manası, “be” ile temin ediliyor. Yani "Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile de ki..." oluyor.

Yani takdiren ifade edilen “De ki” kelimesi bir emir kipi olup, Peygamber (asm)'e emri sadece Allah’ın verebileceği ifade ediliyor ki, bu halis bir tevhittir.

Besmelenin başındaki “be” harfi, su gibi akıp bütün ayet ve kelimelerin başında senin yardım ve bereketinle manasını zımni olarak ifade ediyor. Buna sarf ilminde "mukadder" deniliyor, yani dil ile ifade edilmese de zihin o manayı takdir edip anlıyor demektir.

Besmele içinde tevhit, haşir, adalet ve nübüvvetin bulunduğu gramer kaideleri ile izah ediliyor.

(1) bk. İşaratül-İcaz, Fatiha Suresi Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...