Block title
Block content

"Evet, eğer abd, hâlık-ı ef’âli bulunsaydı ve icada iktidarı olsaydı, o vakit ihtiyarı ref olurdu. 'Bir şey vâcip olmazsa, vücuda gelmez.' Yani, illet-i tâmme bulunacak; sonra vücuda gelebilir." Cümlesini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada anlatılmak istenen ana tema, insanın yaptığı  fiilleri iradesiyle istediği ve bu istediği şeylerin İlahi kudretle yaratıldığını izah ve ispat etmektir. 

Malum olduğu üzere Cebriyeciler, insanların işledikleri fiillerinde mesul olmadıklarını savunmaktadırlar. Bunlara göre İnsan her ne işlerse, İlahi irade ile buna karar verilmekte, İlahi kudretle yaratılmakta ve insan bu fiilleri iradesiz olarak işlemektedir. Onlara göre, İnsan rüzgârın önündeki bir yapraktan farksızdır.

Fakat Mutezile gurubu ise insanın ihtiyari fiillerinde serbest (hür) olduğunu ve hatta ihtiyari fiillerini bizzat kendilerinin yarattığını ilan etmektedirler. Bunlara göre insan yaptıklarından mesuldür. Allah (c.c), insanın bir fiili meydana getirebilmesi için gereken şartları yaratmış, ondan sonrası insana kalmıştır. Bundan sonra insan, her istediği fiili İlahi irade ve kudret ile değil aksine kendi kararı ve kudretiyle yaratmaktadır. 

İşte Üstadımız burada bu hükmün tahlilini  yapmaktadır. Yani eğer Mutezilenin tevehhüm ettiği gibi insan, kendi fiillerinin halıkı olsaydı ve yaratmaya kudreti olmuş olsaydı, o zaman bir fiilin meydana gelmesi için gerekli şartlar hasıl olduğunda, ister istemez o fiil hemen meydana gelecekti. Çünkü, İllet-i tamme dediğimiz bir fiilin meydana gelmesi için gerekli şartlardan birisi de, bizim bir şeye karar vermemiz ve neticede Allah'ın o fiili bizden yaratmasıdır. Allah'ın İhtiyari fiillerimizi bizim irademizden sonra yaratması söz konusudur. 

Şayet bizim o fiili meydana getirebilme durumumuz söz konusu olsa ve o fiil için kudretimiz yetse, gerekli dış şartlar ve fiil için lazım olan sebepler hasıl olduğu zaman, içimizde bulunan fiil yaratma kudretimiz ister istemez faaliyete başlayacak ve söz konusu o fiili hemen meydana getirecektik. İrademiz haricinde gerçekleşecek o fiilden dolayı, elbette mesul olmayacaktık.

Bu konunun açığa kavuşması için güneş, inek ve ağaç misalleri verilebilir. Allah bunlara ışık verme, süt yapma ve meyve verme özelliğini vermiş ve o sistemi onlarda halk etmiştir. Güneşin aklı olsa bile, yine de ister istemez o ışığı verecektir. Zamanı geldiğinde inek ve ağaç ta sütü ve meyveyi istemeseler de mecburi olarak vereceklerdir. 

Bu durumu insan için düşündüğümüzde, şöyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır: İnsan kitap okuma, top oynama, kumar oynama gibi özelliklere sahip olan bir varlıktır. Şayet fiil yaratma özelliği insanda olmuş olsaydı, o zaman insan ister istemez  bulunduğu ortama göre, ibadeti, top oynamayı, kumar oynamayı, kitap okumayı icra etmiş olacaktı.  

Oysa insan öyle bir varlık değildir. Allah ona, emr-i itibari hükmünde bir ihtiyar vermiştir. Bu ihtiyarın emr-i itibari hükmünde olması, onun her bulunduğu ortama uygun fiil işlemeye mecbur olmasına mani olmaktadır. Yani insan istemedikçe ve irade etmedikçe, herhangi bir ihtiyari fiil ondan meydana gelmez.

Ama bu fiil meydana getirme işi insanda mevcut olarak kabul edilip, insanın iradesiyle fiil işlediği kabul edilse, bu durum aslında insanın iradesinin peşinen yok edilmesi anlamına gelmektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...