"Evet, en büyük sebep ki, bizi dünya rahatından ve ecnebileri âhiret saâdetinden mahrum eden, şems-i İslâmiyeti münkesif ettiren, su-i tefehhüm ile tevehhüm-ü müsademet ve muhalefettir..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, en büyük sebep ki, bizi dünya rahatından ve ecnebileri âhiret saâdetinden mahrum eden, şems-i İslâmiyeti münkesif ettiren, su-i tefehhüm ile tevehhüm-ü müsademet ve muhalefettir."

"Feyâ lil’acep! Köle efendisine, hizmetkâr reisine ve veled pederine nasıl düşman ve muarız olabilir? Halbuki İslâmiyet fünunun seyyidi ve mürşidi ve ulûm-u hakikiyenin reis ve pederidir."

"Fakat, vâ esefâ, bu su-i tefehhüm ve şu tevehhüm-ü bâtıl, şimdiye kadar hükmünü icra ederek vesvesesiyle ye’si ilka edip bab-ı medeniyet ve maarifi, Ekrâd ve emsallerine kapattırdı. Zira bazı zevahir-i diniyeyi fünunun bazı mesailine muarız tahayyül ederek ürktüler. Ezcümle: Küreviyyet-i arz ki, fünunun en birinci derecesi olan coğrafyanın en birinci basamağıdır. İleride gelecek altı meseleye münafi zannettiklerinden, bu bedihî meselede mükâbere etmekten çekinmediler."(1)

Cenab-ı Hakkın iki şeriat ve kanunu vardır. Bunlar;

Birincisi, Allah’ın Kelam sıfatını göstern ve yansıtan İlahi kanunlardır. Başta Kur’an olmak üzere diğer semavi kitap ve suhuflar da bu sıfatın bir tecellisi ve bir tezahürüdür. Semavi kitapların gönderilme misyon ve gayesi insanlara doğru itikadı, güzel ahlakı, insani ilişkileri ve istikametli kanunları ders verip göstermektir. Yani insanın iradesine hakkı bulmada ve ona itaat etmede yardımcı olmaktır. Bütün bu kanun ve ilişkilere topluca "İlahi kanun, şeriat" deniliyor. İnsan özgür iradesi ile bu şeriata tabi olursa hem bu dünya hayatında hem de ahiret aleminde sonsuz mutluluğa ulaşır.

İkinci şeriat ise, kudret sıfatının kainata koymuş olduğu fıtri kanunların toplamıdır. Sıcağın yakma soğuğun üşütme, suyun kaldırma yerin çekme kanunları gibi. Bu kanunlara riayet edenler maddi alemde peşinen rahat edip maddi huzur içinde olurlar. Soğuk havaya çıkarken paltonu alırsan hasta olmazsın. Sanayi ve ticaretini geliştirirsen her alanda zengin ve güçlü olursun. Bu şeriata kim uyarsa mükafatını peşinen bu dünyada görür. Bu şeriate uyanlar, mümin kafir olması bir şey ifade etmez. Bugün Avrupa bu şeriata iyi uyduğu için zengin ve güçlü iken, biz yeterince uymadığımız için zayıf ve fakir kalmışız.

Halihazırda insanlık olarak bu iki şeriata tam manası ile uyulmuyor. Müslümanlar dünyaya bakan kanunlara, Gayr-i müslimler ise ahiret işlerine bakan şeriata uymuyor. Yaradılış şeriatına uymayan dünya saadetinden, İslam şeriatına uymayan da ahiret saadetinden mahrum kalıyor. Her iki dünyada da mesut olmanın formülü, her iki şeriata uymaktan geçiyor.

İki şeriat arasında zıtlık var anlayışı, Müslümanların geri kalmasına sebebiyet vermiştir. Halbuki iki şeriat ruh ile ceset gibi birbiri ile uyumlu ve birbirini gerekli kılan bir gerçektir. İslam şeriatı reis, baba ve efendi iken yaratılış şeriatı ise ona hizmetkar, köle ve evlat mesabesindedir. Nasıl olur da ikisi arasında bir tezat bir çelişki olabilir.

Kürtler gibi medeni hayata kapalı olan kavimler, eğitim ve fen ilimlerine bu yanlış telakki yüzünden mesafeli durmuşlardır. Hatta daha da ileri gidip dinin bazı zahiri ifadelerini fen ilimleri ile hasım ve düşman gibi telakki etmişler ve fenne düşman olmuşlar. Böylece müslümanları dünya saadetinden, müslüman olmayanları da ahiret saadetinden mahrum eden, bu "fen ile din çatışır" fikrinden uzaklaşmak lazım ki, insanlık olarak hakiki, saadeti elde edebilelim.

(1) bk. Muhakemat.

İlgili ders videosu için tıklayınız:
Prof. Dr. Şadi Eren, Muhakemat Dersleri (1.Bölüm)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...