Block title
Block content

"Evet görmüyor musun 'KALE'deki 'Elif' hıffeti ifade ediyor. Aslı 'Vav' olsun, 'Ye' olsun, ne olursa olsun bize taalluk etmez." cümlesini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, görmüyor musun, قَالَ ’deki ا hiffeti ifade ediyor? Aslı و olsunى olsun, ne olursa olsun, bize taallûk etmez."(1) 

"Binaenaleyh, san’at, kasd, nizam, kâinatın her zerresinde bulunur, matlup hâsıl olur; teşekkülü nasıl olursa olsun bizim matlubumuza taallûku yoktur."(2)

Yukarıdaki cümlenin manası bu ikinci cümlede yatmaktadır. Kur'an kainattan bahsederken fenni yönünü nazara almayıp tevhide olan işaretini nazara alıyor. Mesela güneşten bahsederken bir kozmografya gibi maddi ve fenni intizamını değil, insanlara malum ve zahir olan faydalı ve intizamlı yönünden bahseder. Güneşin fenni yönünün ne olduğunun bir önemi yok.

Yani “قَالَ ’deki ا hiffeti ifade ediyor? Aslı و olsunى olsun, ne olursa olsun, bize taallûk etmez.” cümlesi bu letafete işaret ediyor.

Kur’an’nın maksadı, Allah’ın varlığını ve birliğini ve isimlerin kainat üstünde tecellilerini insanlara talim edip ispat etmek ve ondan sonrada insanları ibadete davet etmektir. Bu maksadını tahakkuk ettirmek için de kainattan bir takım deliller serdediyor. Bu delilleri takdim ederken de her kesim insanın anlayacağı bir sadelik ve basitlikte umumi ve anlaşılır şeyleri öne sürüyor. Yoksa gizli ve anlaşılması zor fenni şeylerden bahsetse, maksat ikinci plana, maksada işaret etmek için getirilen deliller ise birinci plana geçerdi ki, bu irşat ve hitabet ilmine zıt bir durum olurdu; Kur’an bundan beri ve mukaddestir.

Üstad Hazretlerin ifadesi ile "delil müddeadan hafi olmamalıdır." Yani tevhidi ispat etmek için getirilen delil, tevhidden ziyade izaha muhtaç olmamalıdır. Delil açık, basit ve sade olursa herkes istifade eder, ama kapalı ve bilimsel olursa sadece bilim insanları o delilden faydalanır, ekser avam insanlar ondan faydalanamaz. Burada önemli olan delilin kendisi değil, delilin ispat ettiği netice ve insanların bunu anlamasıdır.

Dipnotlar:

(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Suresi 23 ve 24. Ayetlerin Tefsiri.

(2) bk. age.,

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: 23-24. âyetin tefsiri | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1681 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

mahmud03nur
Mesele anlaşılıyor ama meseleye delil getirile KALE kelimesinin hiffeti ne oluyor? Aslını vav yada ye olmasının manası nedir? Arapça gramerinden verilen bu misali kaideleri belirterek izah eder misiniz?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
mahmud03nur
Peki alâ nın kelime anlamımı nazara veriliyor yoksa bir arapça kuralından mı bahsediyor? Yani bu meseleyi açıklamak için verilen misalin bu anlattığınız mevzuyla vech-i tevfiki nedir?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Arapça’da bazı harfler bazı harekelerle yanyana gelmesi durumunda telaffuzdaki zorluğun hafifletilmesi sebebiyle kelimeler harf veya hareke noktasından değişime uğrarlar. Bir çok değişim ve kaide örnekleri verilebilse de asıl gaye telaffuzun kolaylaştırılması olduğundan kaidenin ne olduğu asıl maksad açısından önem arz etmemektedir. Üstad Hazretlerinin burada telmihte bulunduğu mevzu kalb kaidesinin bir şıkkıdır, illet harflerini birbirine çevirmekle alakalıdır. O da şudur:

(و) ve (ي) nın elif’e çevrilmesi: Bu iki harf harekeli olup, bir önceki harf fethalı olursa, elif’e çevrilirler:

قَوَلَ  -  قالَ       

بَيَعَ  -  باعَ        

Mesela قَالَ  fiilinin asıl harfleri ق و ل  ve okunuşu قَوَلَ’dir. Fakat bu okunuş lisana ağır geldiğinden hafiflik için وَ şelinden ا şeklini alarak قَالَ ‘ ye dönüşmüştür.  Bu kaide و   ve ى harfiyle alakalı olduğu için  “aslı "vav" olsun, "ye" olsun, ne olursa olsun bize taalluk etmez.” cümlesi kullanılmıştır.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Lazgin

قاَلَ 

nin aslî yapısı 

قَوَلَ 

dir, sonra telaffuzda hafiflik için 

قاَلَ 

olmuştur.
İşârat-ül İ'caz(Bd.)

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...