"Evet, her hasenat gibi cesaretin dahi menbaı imandır ubudiyettir. Her seyyiat gibi cebanetin dahi menbaı dalalettir." Ateist ama cesur, iyi ahlaklı insanları nasıl açıklayacağız? Onlarda iman var mı diyeceğiz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Korkmak ile korkaklığını göstermemeye çalışmak arasında çok fark vardır. Severek ve isteyerek cihada gitmek ile zor kullanılarak savaşa giden kişinin durumu gibidir. İkisi de savaş meydanında cesaret göstereceklerdir. Birincisi, mukaddesatı adına ve şehit olacağı vakit ebedi saadete ereceğini bilerek hayatını hakir görüp korkmazken, ikincisi sahip olduğu tek varlığı olan hayatını korumak için cesur olmak zorundadır.

Üstadımızın; "İki elimde iki hayatımı (dünya ve ahiret) tutmuşum, iki hasım için iki meydan-ı mübarezede iki harple meşgulüm. Tek hayatlı olan adam meydanıma çıkmasın."(1) ifadesi de ahirete imanın bir cesaret kaynağı olduğunun tezahürüdür.

Ayrıca bu ifade, genel bir hükümden haber verir. Elbette istisnaları olabilir. Yani imanı olduğu halde fıtraten korkaklık gösteren, imanı olmadığı halde gözü kara ve fıtraten cesur olanlar da olabiliyor. Ama bunlar oran olarak bakıldığında görünmeyecek kadar az olduğundan bu hükmün külliyetini bozmaz. Fıtraten korkak olan o mümin küfür yolunda olsaydı, korkalığı çekilmez bir hal alırdı. Cesur olan o kafir de, mümin olsaydı, imanından aldığı güç ile mevcut cesaretinin belki bin katını gösterebilirdi. Mesela "Mümin ahlaklı olur" ifadesi külli olduğu halde, ahlakı kötü olup mümin bilinenler olduğu malumdur. Aynı şekilde "Kafirin ahlakı ve fazileti yoktur" cümlesi de külli olarak geçerli olmakla birlikte, fazilet ve güzel ahlak sahibi kafirler olabilir. Bunlar istisna olduğu için, külli hükme zarar vermez.

On İkinci Söz'de felsefe şakirdi ile Kur'an talebesinin muvazenesi yapılırken ortaya konan tespitler, mevzumuzu gayet güzel izah etmektedir.

"Felsefenin hâlis bir tilmizi, bir firavundur. Fakat, menfaati için en hasis şeye ibâdet eden bir firavun-u zelîldir; her menfaatli şeyi kendine rab tanır. Hem o dinsiz şâkird, mütemerrid ve muanniddir. Fakat, bir lezzet için nihayet zilleti kabul eden miskin bir mütemerriddir; şeytan gibi şahısların bir menfaat-i hasîse için ayağını öpmekle zillet gösterir denî bir muanniddir."

"Hem o dinsiz şâkird, cebbâr bir mağrurdur. Fakat, kalbinde nokta-i istinad bulmadığı için, zâtında gayet acz ile âciz bir cebbâr-ı hodfüruştur. Hem o şâkird, menfaatperest hodendiştir ki, gâye-i himmeti nefs ve batnın ve fercin hevesâtını tatmin ve menfaat-i şahsiyesini bâzı menfaat-i kavmiye içinde arayan, dessas bir hodgâmdır."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Münâzarat.
(2) bk. Sözler, On İkinci Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...