"Evet, insanı dünyaya çağıran ve sevk eden esbab çoktur. Başta nefis ve hevâsı ve ihtiyaç ve havassı ve duyguları ve şeytanı ve dünyanın surî tatlılığı ve senin gibi kötü arkadaşları gibi çok dâileri var." Bunlar insanı dünyaya nasıl çağırıyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, insanı dünyaya çağıran ve sevk eden esbab çoktur. Başta nefis ve hevâsı ve ihtiyaç ve havassı ve duyguları ve şeytanı ve dünyanın surî tatlılığı ve senin gibi kötü arkadaşları gibi çok dâileri var."(1)

Nefis, dünya zevklerine, lezzetlerine düşkündür. Bunların iyi, fena, faydalı, zararlı olduklarını düşünmez. Arzuları, dinimizin emirlerine uygun olmaz. Dinimizin yasak ettiği şeyleri yapmak, nefsi kuvvetlendirir. Daha beterini yaptırmak ister. Fena, zararlı şeyleri, iyi gösterip, kalbi aldatır. Kalbe bunları yaptırarak, zevklerine kavuşmak için çalışır. Kalbin nefse aldanmaması için, kalbi kuvvetlendirmek ve nefsi zayıflatmak gerekir.

Sözlükte "istek, heves, meyil, sevme, düşme" gibi anlamlara gelen hevâ kelimesi terim olarak "nefsin, akıl ve din tarafından yasaklanan kötü arzulara karşı olan eğilimi" yahut "doğruluk, hak ve faziletten saparak haz ve menfaatlere yönelen nefis" mânasında kullanılmıştır.(2)

Mesela, kolay para elde etme arzusu bir hevadır, bu sebeple insanların çoğu kumar, faiz, rüşvet, hırsızlık vesaire gibi yollara tevessül ederler.

İhtiyaçlar da insanı dünyaya yönlendiren önemli bir etkendir. Barınma, beslenme, neslin çoğalması vesaire gibi temel ihtiyaçlar, insanı zaten dünya ile ilişkilendiren ihtiyaçlardır. Kimi insan lüks evlerde barınmak için dünyaya hırs ile saldırırken, kimisi de ihtiyacını görecek kadarı ile yetinir.

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi 5 ana kategoriye ayrılmaktadır:

  1. Fizyolojik İhtiyaçlar: Açlık, susuzluk ve buna benzer temel yaşamsal ihtiyaçlar.
  2. Güvenlik İhtiyacı: Dış faktörlerden kaynaklı tehlikelerden korunma.
  3. Sosyal İhtiyaçlar: Aidiyet, sevgi, kabul görme, sosyal yaşam vb.
  4. Değer Verilme / Saygınlık İhtiyacı: Statü, başarı, itibar, tanınma.
  5. Kendini Gerçekleştirme: Gelişim, bir işi başarıyla tamamlama...

Bütün bu ihtiyaçlar, insanı dünyaya göbekten bağlamaktadır.

İnsanın havas ve duyguları da insanı dünyaya bağlıyor ve yönlendiriyor. Hırs, tenperverlik, mecazi aşk, tamah, kıskançlık, gurur, kibir, eğlence, heyecan, macera vesaire gibi birçok duygunun yönü ve yüzü dünyaya baktığı için kuvvetli bir imanı olmayan insan bu duyguların yüzünü ahirete çeviremez.

Şeytan zaten insana vermiş olduğu vehim ve vesveseler ile insanı dünyaya yönlendirip Allah ve ahireti unutturmaya çalışıyor. Bu şeytanın fıtri bir görevidir.

Dünyanın suri tatlılığı ise, dünya nimetlerinin içindeki insanı kendine çeken ve kendine bağlayan zevk ve hazlardır. Evet, her bir dünya nimeti içinde insanı kendine bağlayan menhus (kötü, uğursuz) bir lezzet vardır. İnsanlar bu lezzetlere bağımlı hale gelip bunları kolay kolay terk etmek istemez. Şayet kişi kuvvetli bir iman ve sağlam bir ahlaka sahip değilse bu lezzetlerin müptelası olur; bu lezzetlere ulaşma konusunda helal haram ayrımı yapmaz.

Mesela, zenginliğin içinde insanı cezbeden çok kuvvetli bir haz ve çok çekici bir lezzet vardır. Bu sebeple insanların çoğunluğu zengin olabilmek için her yolu mubah görür.

İşte insanı dünyaya çağıran hatta bağlayan hatta ve hatta köle yapan böyle kuvvetli vesileler bulunuyor. Bu kuvvetli sebepler ile mücadele etmek insanın en büyük cihadı en önemli vazifesi oluyor. Bunlara karşı kullanacağı en mühim silahı imandır, zırhı ve siperi ise takva ve sünnet-i seniyyeye ittibadır.

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, On Yedinci Lem'a, Yedinci Nota.
(2) bk. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, "hvy" md.; et-Tarîfât, "el-hevâ" md.; Tehânevî, Keşşâf, II, 1543; İbnü'l-Hatîb, I, 339-340.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...