Block title
Block content

“Evet, izzet ve azamet isterlerki esbab perdadarı desti kudret ola, aklın nazarında; tevhid ve ehadiyet isterlerki, esbab ellerini çeksinler tesiri hakikiden.” cümlesini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu cümlede iki önerme, iki hüküm vardır. Birisi tevhid, yani kainattaki hiçbir sebep ve unsurun yaratmada parmağının olmadığı ve Allah’ın tasarruf ve icraatlarında tesirleri ve etkileri yok olduğunu ifade ediyor.

Diğeri ise sebeplerin, Allah’ın işlerinde ve icraatlarında aracı olarak kullanılmasındaki gaye ve hikmetin, bazı haksız ve yersiz şikayetlerin hedefini değiştirmek için vaz edildiğini ifade etmek içindir.

Evet izzet ve azamet sebeplerin haksız ve yersiz şikayetlere hedef ve perde olmasını gerektiriyor. Ta ki zahiri çirkin ve zararlı gibi görünen fiiller ve işler Allah’a isnat edilmesin. Aslında, hakikatta, o çirkin ve merhametsiz gibi görünen şeyler, çirkin ve merhametsiz değiller. İnsan dar aklı ve aciz ve tahammülsüz fıtratından dolayı ağlama ve sızlamaya müsait olduğu için, şikayet ve tenkidinin hedefini sebeplere yönlendiriyor. Sebepler olmasa, direkt Allah’a gidecektir. Onun için Allah, araya sebepleri koymuş ki haksız ve yersiz eleştiri ve şikayetlere maruz kalmasın.

Burada ikinci ve daha büyük tehlike de sebepleri iş ve icraatların gerçek ve hakiki faili görmektir. Bunu da "Tevhid ve ehadiyet ister ki, sebepler ellerini çeksin tesiri hakikiden." ifadesi ile ihtar ve ikaz ediyor ki insan şirke düşmesin.

Bunun Risale-i Nur'da izahı şöyle geçer:

"Ey daire-i esbabdan zuhur eden işleri, hadiseleri esbaba isnad eden gafil, cahil! Mal sahibi zannettiğin esbab, mal sahibi değillerdir. Asıl mal sahibi, onların arkasında iş gören Kudret-i Ezeliye'dir. Onlar, ancak o kudretten gelen hakikî tesirleri ilân ve neşretmekle muvazzaftırlar. Demek, daire-i esbab, hükûmetin kalem dairesi hükmündedir ki, yukarıdan gelen emirlerin tebliğatı o daireden yapılıyor. Çünkü, izzet ve azamet perdeyi iktizâ eder; tevhid ve celâl dahi şirketi reddeder, tesiri esbaba vermiyor."

"Evet, Sultan-ı Ezelînin memurları vardır, ama icraatçıları değillerdir ki, saltanat ve rububiyetinde ortak olsunlar. Ancak o memurların vazifesi dellâllıktır ki, kudretin icraatını ilân ediyorlar. Veya o memurlar, nâzır müşahitlerdir ki, gördükleri evâmir-i tekviniyeye karşı yaptıkları itaat ve inkıyad ile istidatlarına göre bir nevi ibadet yapmış olurlar. Demek esbab, ancak ve ancak kudretin izzetini, rububiyetin haşmetini izhar için vaz edilmiş birtakım vasıtalardır. Yoksa, kudretin acz ve ihtiyacı için muavenet eden yardımcı değillerdir."

"Beşer sultanlarının memurları ise, sultanların ihtiyaç ve aczlerini def için tayinlerine zaruret hasıl olan yardımcı ve ortaklarıdır. Binaenaleyh, Allah'ın memurlarıyla insanın memurları arasında münasebet yoktur. Yalnız gafil ve cahil olanlar hadiselerde ve vukuattaki hikmetleri, güzellikleri göremediklerinden, Cenab-ı Hak'tan şekva ve şikâyetlere başlarlar. İşte o şekva ve şikâyetlerin hedefini değiştirmek için esbab vaz edilmiştir. Çünkü, kusur onlardan çıkıyor, onların kabiliyetsizliğinden ileri geliyor."

"Bu sırra bir misal-i lâtif sûretinde bir temsil-i mânevî rivayet ediliyor ki: Hazret-i Azrail Aleyhisselâm, Cenab-ı Hakka demiş ki: 'Kabz-ı ervah vazifesinde senin ibâdın benden şekva edecekler. Benden küsecekler.' Cenab-ı Hak, lisan-ı hikmetle ona demiş ki: 'Seninle ibâdımın ortasında musibetler, hastalıklar perdesini bırakacağım. Tâ şekvaları onlara gidip sana küsmesinler.' Evet, nasıl ki hastalıklar perdedir, ecelde tevehhüm olunan fenalıklara mercidirler. Ve kabz-ı ervahta hakikî olarak hikmet ve güzellik, Hazret-i Azrail Aleyhisselâm'ın vazifesine mütealliktir. Öyle de Hazret-i Azrail Aleyhisselâm da bir perdedir. Kabz-ı ervahta zahiren merhametsiz görünen ve rahmetin kemaline münasip düşmeyen bazı hâlâta merci olmak için o memuriyete bir nâzır ve kudret-i İlâhiyyeye bir perdedir. Evet, izzet ve azamet ister ki, esbab perdedar-ı dest-i kudret ola aklın nazarında. Tevhid ve celâl ister ki, esbab ellerini çeksinler tesir-i hakikîden."(1)

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Lem'alar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...