Block title
Block content

"Evet, kast ve şuur ve iradeyi gösteren bir perde-i hikmet umum kâinatı kaplamış." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kainatta her bir eşya üstünde görünen umumi hikmet, yani her bir şeyin faydalı ve işe yarar halde bulunması, Hakim olan Allah’ı, akla açık bir şekilde gösterir. Günümüzdeki fen ilimleri eşyanın ve sanatların hikmetlerini zahir bir şekilde akla gösteriyor.

Mesela; tıp ilminin beyanına göre, sadece karaciğerin dört yüz ayrı ayrı  hikmet ve vazifesi var. Bitkileri inceleyen botanik ilmine göre; her bir bitki türünün yüzlerce fayda ve yararları var. Bütün bunlar kainatta her şeyin hikmet ve maslahat üstüne yaratıldığının bir ispatı hükmündedir. Bu hikmet ve faydalar da, bir levha gibi Allah’ı ve onun Hakim ismini bize gösteriyor.

Sonra bu nihayetsiz ve umumi hikmet ve faydalar içinde bir inayet manası hükmediyor, yani ikram ve ihsan manası görünüyor. Bütün mevcudatı sayısız fayda ve hikmetle donatmasının arka cephesinde, ikram ve ihsan manası vardır. Yani her bir hikmet ve fayda, aslında bir ikram ve ihsanın aracı ve vasıtası hükmündedir. Tabiri yerinde ise; Allah, hikmet ve fayda yolu ile bize ikram ve ihsanda bulunuyor. Bu yüzden en basit bir azaya bile yüzlerce binlerce maslahat ve fayda takmış. Bu yüzden her bir hikmet ve faydaya, ikram ve ihsan nazarı ile bakabiliriz.

Bu sınırsız ikram ve ihsanların en mühim gayesi, Allah’ın kendisini isim ve sıfatları ile beraber bize tanıttırıp sevdirmek istemesidir. Tanıttırmak ve sevdirmek de, ancak ihsan ve ikram ile mümkündür. Eşyanın hikmetli ve faydalı olması; tanıttırmak gayesine süslü ve ikramlı olması ise; sevdirmek gayesine matuftur. Yani Allah, kendisini bize sevdirmek için ikram ve ihsanlarını estetik ve süslü bir şekilde yaratıyor. Bir elmanın tadı kadar, ambalaj ve görüntüsü de lütuflu ve estetik bir biçimde yaratılmış sebebi, müşteriyi memnun edip sevgisini kazanmaktır.

Özet olarak; Allah, kainatı ve özellikle dünyayı büyük ve geniş bir sofra hükmünde yaratmıştır. Bu sofra, insanın bütün maddi ve manevi cihaz ve duygularına hitap edip hepsini okşayıp tatmin ediyor. Hiçbir his ve duygu, bu sofradan nasipsiz kalmıyor. Üstelik bu sofrada hikmet, ikram, estetiklik, şefkat ve muhabbet zahir bir şekilde kendisini bize gösteriyor. Sofrayı kuran Zat'ın kendisini bize tanıttırıp ve sevdirme gayesi, sofranın asıl ve ana noktasını teşkil ediyor. Bu sebeple kainat sofrası hikmet, inayet, şefkat, tezyin ve güzel bir terbiye fiili ile kuşatılmış.

İlgili kısmı okumak için tıklayınız: 

Sözler, Yirmi İkinci Söz İkinci Makam Yedinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...