Block title
Block content

"Evet, misal olarak semadaki nur ile yerdeki şu kocaman dağa bak... O dağ ise azametiyle beraber faaliyetsiz yerinde oturuyor. Ne bir tesiri var ve ne de bir fiili var." Münacaat'ta ise dağın vazifeleri sayılıyor, nasıl anlayacağız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İ’lem eyyühe’l-aziz! Kevn ve vücut sahasında durup ahvâl-i âleme dikkat eden adam, hadsî bir sür’atle anlar ki, tesir-i faaliyet, lâtif, nuranî, mücerret olan şeylerin şe’ni olduğu gibi; infial, kabiliyet, teessür de maddî, kesif, cismanî şeylerin hassasıdır. Evet, misal olarak, semâdaki nur ile yerdeki şu kocaman dağa bak. O nur semâda iken ziyasıyla yerde iş görür, faaliyettedir. O dağ ise, azametiyle beraber faaliyetsiz yerinde oturuyor. Ne bir tesiri var ve ne de bir fiili var."(1) 

Üstadımız burada olayı aksiyon ve hareket açısından değerlendiriyor. Dağ hareket edip aksiyoner olamaz, çünkü dağ hem maddi hem de kesif bir kütledir. Ama ışık tabiatı gereği sürekli hareket halinde ve aksiyonerdir. Çünkü ışık latif ve nurani bir varlıktır.

Yani latif, nurani, soyut şeyler daha hızlı daha hareketli daha güçlü ve daha aksiyonerdir. Ama somut, kesif ve maddi varlıklar ise, daha hantal, daha zayıf ve daha hareketsiz varlıklardır. Demek bir şey letafet ve nuraniyete yaklaştıkça hızı, gücü, aksiyonu ziyadeleşiyor.

Mesela, araba demir yığınıdır, arabayı hareket ettiren asıl şey ise enerjidir ve enerji de ışıkgillerdendir.

Röntgen ışığı zarar vermeden insanın cilt ve etinden geçip kemiği gösterebilirken, daha kesif ve daha kütlesel olan bıçak ise, cilt ve eti tahrip ediyor. Dolayısı ile röntgen ışığı daha nurani ve latif olduğu için, bıçağa nispeten daha hareketli daha nüfuz etme özelliğine sahiptir.

Nurani ve latif olan varlıkların bu tabiatı, onları maddi ve kesif olan varlıklara göre daha etkili daha üstün daha güçlü kılıyor. Yani bir şey ne kadar nurani ise o kadar tesirli ve aksiyoner demektir. Bu yüzden nurani şeyler etken kesif şeyler ise edilgen oluyor.  Etkilemek nurani şeylerin, etki altına girmek ise maddi şeylerin özelliği oluyor.

Bu ilkeden hareketle Allah sonsuz bir nuraniyet ve letafete sahip olduğuna göre Onun mahlukatı üzerindeki gücü, etkisi, kontrolü, nüfuzu da sonsuz olacak demektir. Yaratılmış nuraniler bile nuraniyetin bu güçlü özelliklerinden istifade ederek maddi şeyler üzerinde etki edebiliyorlarsa, nuraniyetin asıl kaynağı olan Allah elbette mutlak güce ve etkiye sahip demektir.

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Şule'nin Zeyli.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...