"Evet, öyle sermedi bir saltanat, muhaldir ki: şu faniler ve zail zeliller üstünde dursun." cümlesiyle ebedî hayatın olacağı, sermedi saltanatın böylece devam edeceği nazara veriliyor. O sermedi saltanat neden bunlar üzerinde ebediyen tezahür istiyor?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Cenâb-ı Hakk'ın Zât’ı, Ğanidir, Müstağnidir, Sameddir, ihtiyaçtan münezzehtir. Mahlûkatın olup olmaması, onun Zât’ı noktasında bir mânâ ifade etmez. Ancak İlâhî isimler tecellî isterler. Bu tecelliler sadece bu dünya hayatına mahsus değildir. Tecelliler devam istedikleri gibi bu tecellilere mazhar olanların da devamlarını isterler.

“Sermedi saltanat” ifadesi, bütün İlâhî isim ve sıfatlar için ayrı ayrı düşünülebilir.

Meselâ, “Rabbü’l-âlemîn” ismi rububiyet saltanatını ifade eder. Yani, bütün âlemleri ancak Allah terbiye etmiştir. Ondan başka Rab yoktur.

Yine, hayatın verilmesiyle “Muhyî” ismi tecellî etmiştir. Bütün hayatlar Allah’ın ihsanıdır. Bu da ayrı bir saltanatı ders verir. Ölümle bu hayatın ebediyen geri alınmasına “Muhyî” ismi müsaade etmez; hayat sahiplerinin kabirde de mahşerde de âhirette de devam etmelerini ister.

Bu ifadede bir de “zeliller” kelimesi geçiyor. Bununla dünya hayatının ve ondaki tecellilerin âhiretteki tecelliler yanında çok zayıf kaldığı nazara veriliyor. Bu mahlûkatın, husûsan insanların, âhirette mazhar olacakları nimetlere göre, bu dünyadaki nimetler “gölge” gibi zayıf ve “zelil” kalırlar.

Demek ki, esmâ tecellileri sadece bu dünyadaki zayıf ve zelil hayatta tecellî etmekle kalmayacak, bâki bir âlemde daha ileri derecede tecelliye devam edecektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...