Block title
Block content

"Evet, sırr-ı vahdetle kâinatın kemâlâtı tahakkuk eder. Ve mevcudatın ulvî vazifeleri anlaşılır." İzah eder misiniz, imansız biri vicdanen bunları bilemez mi?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah insanı mükemmel bir şekilde donatmış, her türlü manevi cihazı mahiyetine takmış, ama hidayete ulaşmayı da peygamberlere ve tevhide bağlamıştır. Bu Allah’ın değişmez bir kanunudur. Kimse vahiy ve peygamber olmadan hidayete mücerret akıl ve tecrübe ile ulaşamıyor ve ulaşamaz. Ulaşamadığının en büyük delili, vahye yüz çeviren inanç guruplarının nasıl yoldan çıktığı ve şirk batıklıklarında kaybolduğudur.

Evet, tarihte akıl ve ruh alanında (Aristo ve Eflatun gibi)  çok ileri gitmiş filozoflara baktığımızda, Allah’ın varlığını ve birliğini anlamadan ne kadar uzak düştüklerini ve hakiki ve halis tevhide asla ulaşamadıklarını görüyoruz. Aristo’nun sebeplerde boğulup ukul-u aşere fikrine saplanması, ruhçuların ruha uluhiyet vermesi gibi birçok nazariye insanın tek başına hakikate ulaşmada ne kadar aciz ve çaresiz kaldığını gösteriyor. Üstelik insanlığın akıl ve ruh alanında en ilerisinde olan bu filozoflar işin içinde çıkamamışken, ondan daha geri olanların işin içinden çıkması hiç mümkün değildir. 

Bu yüzden insan ve insanlık, vahye ve peygambere muhtaçtır. Tevhit, vahiy ve nübüvvetin bir simgesi ve bayrağıdır. Yoksa sadece bir İlahi varlık telakkisi değildir. Yani Allah’ı bilmek varlığını bilmekten farklı bir şeydir. Allah’ı ilk sebep olarak bilmek ve sonra mülkünü sebeplere dağıtmak hakiki bir tevhit ve Allah bilinci değildir. Her şeyde ve her sebep arakasında Allah’ın varlığını birliğini, isimlerini ve sıfatlarını görmeden iman etmek hem makbul değil hem de kamil bir iman değildir. Bugün İslam’ın dışındaki dinler ve felsefi ekollerin hepsi şirk içinde ve hakiki tevhitten uzaktırlar.

Bu sapkın dinlerin ve ekollerin bazı kemalatı hissetmeleri ya da bulmaları hakkı tamamı ile buldukları anlamına gelmez. Hakkın kemali bütünlüğündedir. Bütünlüğe erişemeyen hakka da erişemez. Bütünlük ise vahyin elindedir. Bu batıl ekollerin durumu, gözü kapalı adamların el yordamı ile fili tarif etmeleri gibidir.

Evet, daha önce fili hiç görmemiş gözü kapalı bir adam eli ile filin kulağını tutuyor; "Fil nedir?" diye sorulduğunda, "Fil yelpaze gibi bir şeydir." diyor. Diğerine soruyorlar, o da eli ile hortumunu tuttuğu için file, hortum gibi bir şey diyor ve diğer bir başkası da bacağını kavradığı için file, sütun gibi bir şey diyor ve hakeza... Halbuki gözü açık adam fili bir bütün halinde gördüğü için, o gözü kapalı adamlara gülüyor.

Kur’an ve İslam kainatı bütünü ile ihata edip Allah’ı her yönü ile tarif ediyor. Filozoflar ise ancak hakikatlerin uçlarını ve kırıntılarını tarif edebiliyorlar ki, bu da bütünü yanında gayet sönük ve yetersiz kalıyor. Kemalin kırıntılarını görmek bütününe vakıf olmak anlamını taşımıyor yani.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Makam, İkinci Meyve | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2031 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...