Block title
Block content

"Evet, tahavvülât-ı zerrât, âlem-i gaybdan olan herşeyin geçmiş aslında ve gelecek neslindeki intizamata medar ve ilim ve emr-i İlâhînin bir ünvanı olan İmam-ı Mübînin düsturları ve imlâsı tahtında ve zaman-ı hazır ve âlem-i şehadetten teşkil ve ..." Devamıyla izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İmam-ı Mübin, kaderin bir ismi ve unvanıdır, eşyanın yol haritasını çizer. Kitab-ı Mübin ise, kaderde tayin ve tespit edilmiş mukadderatların eşyada infaz edilmesi ve  hayata geçirilme işlemidir.

Allah, bu gibi anlaşılması zor soyut manaları akla yaklaştırmak için benzerlerini mahlukat içinde bolca yaratmış ki, insanlar ona kıyas ederek meseleyi kavrasınlar. Bu noktadan bakacak olursak incir çekirdeği İmam-ı Mübine, bu çekirdekten çıkan incir ağacı ise Kitab-ı Mübine işaret eden bir levhadır.

Levh-i Mahv-İspat ise Kitab-ı Mübin safhasının işleyiş biçim ve sürecidir.

Levh: Eşya ve mevcudatın zaman nehrine girmesi demektir. Yani Allah’ın ilminde plan ve proje olarak ve ilmi bir vücut ile bekleyen mevcudatın, zaman ve mekan boyutuna intikal edip görünmesi ve varlık kazanması demektir.

Mahv: Zaman sahnesine çıkan eşyanın ve mevcudatın, ölüm ve zeval ile tekrar zaman sahnesinden çekilip gitmesi demektir.

İspat: Zaman sahnesine çıkmak için sırada bekleyen eşyanın, tekrar zaman sahnesine çıkıp, manasını göstermesi anlamındadır.

Allah’ın ilminde varlık sahnesine çıkmayı bekleyen diğer mevcudat, plan ve projeleridir.

İşte zaman denilen şey, yani zamanın hakikati bu üç kavramdan müteşekkildir. Üstad Hazretleri buna Kudret-i İlahi’nin yazar bozar tahtası ve defteri diyor. Zamanın içindeki geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman kavramları da manasını Levh-i Mahv-İspat'tan alıyorlar.

Kitab-ı Mübin, Levh-i Mahv-İspatın genel ve ortak bir ismidir. Levh-i Mahv-İspat zamanın üç boyutuna bakıyor ve ona işaret ediyor. Kitab-ı Mübin ise zamanın bu üç boyutunu ve  kudret sıfatının tecellisini içine alan geniş ve kuşatıcı bir terimdir. Bu yüzden iki terim aynı ve eş anlamlı değildir.

Kudret sıfatı ezeli ilimde ilmi bir vücut ile bulunan mümkinata harici bir vücut vermekle mükelleftir. Bu sebeple kudretin tecellisi ancak harici vücudun çıkması ile anlaşılabilir. Yani kudreti biz eylem ve icraatları ile bilebiliriz soyut olarak bilmemiz mümkün değildir. Varlık sahsına çıkmamış eşyayı bilmek ancak ilimdeki şeklini bilmek sınıfına girer ki, nadir nazarlar ilm-i ezeliye aşina olabilirler. Bizim gibi avam insanlar ancak zaman nehrine girdikten sonra eşyanın hakikatini bilebilir.  

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Maksat | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1605 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...