Block title
Block content

Evliya veya herhangi imanlı bir insan, kendinde zuhur eden keramatı kendinden bilirse, evliya dahi olsa şirke mi düşmüş olur? Evliya olmayan bir insan, nesneleri uzaktan hareket ettiriyorsa ve bunu da kendinden değil Allah'tan bilse, istidrac olur mu?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Keramet: Kur’an ve sünnet çerçevesinde nefsini ıslah edip, manevi ve kalbi aydınlanmanın neticesinde insanlarda görünen harikulade olaylardır. Keramet Allah’ın fiilidir, bir ikram bir ihsandır. Ve o keramet sahibi de kerametin Allah'tan olduğunu bilir ve Allah'ın kendisine hâmi ve rakîb olduğunu da bilir. Tevekkül ve yakîni de fazlalaşır.

İstidrâc: İstidrâc ise, gaflet içinde iken, yani Kur’an ve sünnet çerçevesinin haricinde iken, gaybi şeylerin ortaya çıkmasından ve garip fiilleri izhar etmekten ibarettir. Bu haller Allah’ın razı olmadığı kişilerde görünür. Kişi bu harikulade işleri kendinden bilir ve nefsine verir. Nitekim Nemrut, Firavun, Şeddad, Deccal gibi azılı kafirlerde de olağanüstü haller görülmüştür, ama bunlar gafil ve münkir oldukları için bu olağanüstü halleri nefislerine vermişle,r küfür ve gafletlerini daha da ziyadeleştirmişlerdir. Karun’un harika bir tarzda ikram edilen serveti için,

"Bu servet, bilgim sayesinde bana verilmiştir." (Kasas, 28/78)

demesi ve oradaki ikramı inkar etmesi bir istidractır.

Özet olarak, keramet makbul kullarda görünen olağanüstü bir hal iken, istidrac kafir ve günahkar kullarda, yani makbul olmayan insanlarda görünen olağanüstü bir haldir. Keramet bir ikram ve ihsan iken, istidrac bir mekre, yani kafirlere küfürlerinden dolayı İlahi bir hiledir. Allah kafirlerin küfrünü ziyadeleştirmek için istidrac suretinde kafirlere bir takım güçler ve olağanüstü haller verir. Mesela, deccalin bir gözünde ispirtizma olup insanları tesiri altına alması bu kabildendir. 

İnsanlar nefsin aşırılıklarını tasfiye edip, kalbi aydınlanmaya mazhar olup ve Kur’an ve sünnet çerçevesine girerlerse, o istidrac keramete dönüşebilir. Normalde insana görünmeyen gaybi şeyleri görmeye başlayabilirler. Yani keramet ile istidrac arasında gelip gitmeler mümkündür, dikkatli olmak gerekiyor.

 İmanı ve ameli eksik olanların harika ikramlara mazhar olmalarından korkmaları iktiza eder. Zira bu bir mekir (hile) olabilir. Her insanın mekri farklı olabilir. Alimin mekri ilmi, zenginin mekri malı, idarecinin mekri harika saltanatı, babanın mekri evladı, gencin mekri de şehvet ve kadın olabilir vs... Böyle mekreleri hayra ve keramete çevirmenin yolu iman ve salih ameldir. Yani Allah kimseye durup dururken mekr yapmaz. İnsanların kendi irade ve tercihlerinden dolayı bu mekr ve tuzak kurulur. Öyle ise kendi kendimize tuzak kuranlardan olmayalım.

Üstad Hazretleri bu manaya şu şekilde işaret ediyor:

"Çünkü onlar kendi nefislerine hile ederler, kendilerine zarar ederler. Ve onların fenalıkta muvaffakiyetleri muvakkattir ve istidraçtır, bir mekr-i İlâhîdir."(1)

Evliyalar kerametlerini daima gizlemeye çalışmışlar. Hâl böyle iken, bir takım illüzyon ve göz boyamalar ile kendini harika bir insan gibi takdim eden insanların durumu vahimdir. Aşağıdaki alıntıda bu hususa ayet de işaret ediyor:

"... Diğer taraftan, istidracın sihirle de yakında alâkası vardır. İstidraç ehli, sihirle, yapılmayanı 'yapılmış' gösterir. Meselâ, cam yemediği veya şiş batırmadıkları halde, başkaları onun cam yediğini veya vücuduna şiş batırdığını zannederler. İmam-ı Rabbanî Hazretlerinin de beyan ettiği gibi, şu âyet-i kerime istidraç ehlinin durumunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır:

“Onlar, kendilerinin bir şey üzere olduklarını sanırlar. Dikkat ediniz, onlar yalancıdırlar. Onları şeytan istilâ etmiş, Allah’ı zikretmeyi dahi onlara unutturmuştur. Bunlar şeytan fırkasıdır.”(Mücadele, 58/18 ve 19)

"Netice olarak söylemek gerekirse, Allah’a itaat etmeyen, Onun yasak kıldığı şeyleri isteyen kimselerden cam yemek, vücutlarına şiş sokmak gibi görülen harika haller keramet olmayıp, istidraçtan başka bir şey değildir. Hattâ İmam-ı Rabbanî Hazretleri, Allah’a iman etse ve Onun emirlerini yerine getirse dahi, bu hallerini başkalarına gösteriş için ve şöhret kazanmak gayesiyle göstermeyi de istidraç olarak değerlendirmektedir."

"Çünkü gerçek bir velî, gösteriş için değil, ihtiyaç ânında Allah’ın kendisine bir ikramı olarak keramet izhar eder. Bundan dolayı, halkı aldatmak, birtakım menfaatler temin etmek ve yalancı bir şöhret elde etmek maksadıyla herkesin yapamadığı bazı hareketlerde bulunan sefih insanlara kıymet vermemek gerektir. Bu hallerini de evliyanın kerametiyle iltibas etmemek lâzımdır."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule

(2) bk. Sorularla İslamiyet sitesinden alınmıştır. 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...