Block title
Block content

"Evliyanın tuzağı olan hayeller, Allah'ın bir bahçesi olan kainatta Cemalinin akisleridir." Hayellerden maksad nedir? Neden tuzak ifadesi kullanılmış? Bir veli bu tuzağa düşerse nasıl veli olur?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstadımız bu paragrafta, küçücük şeylerin toplanmasıyla ve bir araya gelmesiyle Cemal-i İlahiyi gösteren güzel bir ayna olacağından bahseder. Her küçük şey İlahi Cemali gösterdiği halde, bu küçücük şeylerin bir araya gelmesi büyük bir ayna gibi Allah'ın güzelliğini yansıtır ve gösterir. Bunların ilahi cemale ayna olabilmesi için, onlara tevhid sırrıyla  bakmak lazımdır. Yoksa Allah'ın güzelliğini gösteren ayna  değil, o güzelliği örten perde olurlar. Mevlana hazretlerinin bu ifadesini aşağıda belirtilen şekillerde anlamak mümkündür. 

1. Eşyanın hakiki hakikati, Esma-i İlahiyedir. Yani her bir şey Esma-i İlahiyeye dayanır. Şayet dayanmazsa, hayal hükmündedir. Çünkü hakikat ancak Allah'ın esmasıdır. Diğerleri de o manaya hizmet ettiği ölçüde hakikat olur. Yoksa hakikat değil, hayal hükmünde kalır. Çünkü, her şey zatında fanidir, bir varlığa sahip değildir. Güneşin aynada görünen ışığı gibi... Şayet güneş bilinmezse, o aynada görünen ışığın bir kıymeti kalmaz. İşte evliya, güneşin aynadaki ışığına takılmayıp, doğrudan güneşe ulaşan kişilerdir.  

2. Velileri yüksek makama çıkaran şey, Allah'a ayna olan şeyleri iyice fark etmeleridir. Çünkü, başkaları bu ayna olan şeylerde Allah'ı değil sebepleri müşahede eder. Dolayısıyla Evliyayı Allah'a ulaştıran şeyler, diğerleri için tuzaktır.

3. Herbir şey ya Allah'ı gösteren bir aynadır, ya da Allah'ın görünmesine mani olan tuzaktır. Veliler bu tuzaklara takılmayıp, onlarda ilahi cemali görür. Oysa başkaları bu tuzaklara takılır ve Allah'ı göremez. Üstadımız bu hakikati, sinema perdeleri ve gaflet perdeleri olarak tarif eder. Yani, herbir şey ya sinema perdesi gibi Allah'ın isimlerini gösterir. Ya da gafletin kara perdesi gibi İlahi isimleri kapatır.

4. Bazı kişiler sebeplere (mürşidlere) takılıp, Allah'a hakkalyakin mertebesinde ulaşamıyor. Oysa o mürşidlerin bütün kemalatları ve güzellikleri, Allah'ın kemalatından ve cemalinden gelmektedir. İşte bir kişinin hakiki veli olabilmesi veya Allah'a hakkıyla ulaşmaları, ancak ve ancak mürşidlerinin sahip oldukları kemalat ve cemallerinin menbaı olan İlahi kemal ve cemali fark etmeleriyle ve ona yönelmeleriyle mümkündür.

İşte hakiki veliler, imtihan gereği insanların Allah'a ulaşmalarında önlerine konmuş olan perdeleri veya tuzakları açmış ve Allah'a ulaşmış kişilerdir. Burada tuzağa takılanlar ise veliler değil, hakiki veli olamayanlardır. Çünkü, her insan ya hayal gibi sebeplere takılacak veya hakiki olan İlahi cemal ve kemali bulacaklardır. Burada Hz. Mevlana'nın bu manayı ve mesajı verdiği kanaatindeyiz.

Bu cümlenin geçtiği yeri olduğu gibi veriyoruz.

"Evet, bir meyve, bir çiçek, bir ışık gibi küçücük bir ihsan, bir nimet, bir rızk, bir küçük ayna iken, tevhidin sırrıyla birden bütün emsaline omuz omuza verip ittisal ettiğinden, o nevi büyük aynaya dönüp, o neve mahsus cilvelenen bir çeşit cemâl-i İlâhîyi gösterir. Ve fâni, muvakkat olan güzellikle, bâki bir nevi hüsn-ü sermedîyi irâe eder."

"Ve Mevlânâ Celâleddin'in dediği gibi, 'Evliyaya tuzak olan hayaller, ilahî bahçelerin ay yüzlü güzellerinin akisleridir.' sırrıyla, bir ayine-i cemâl-i İlâhî olur. Yoksa, eğer tevhid sırrı olmazsa, o cüzî meyve tek başına kalır. Ne o kudsî cemal, ne de o ulvî kemâli gösterir. Ve içindeki cüzî bir lem'a dahi söner, kaybolur. Âdeta baş aşağı olup elmastan şişeye döner." (1)

(1) bk. Şualar, İkinci Şua Birinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

neyyir
Allah razı olsun
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...