Block title
Block content

“Evvel, Âhir, Zâhir ve Bâtın” isimleri hafızıyeti gösteriyor; peki bu isimlerin ahireti ne surette gösterdikleri hakkında bilgi verir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İsm-i Evvel ile işaret edildiği gibi, her bir meyvedar ağacın menşe-i aslîsi olan çekirdek öyle bir sandukçadır ki, o ağacın programını ve fihristesini ve plânını ve öyle bir tezgâhtır ki, onun cihazatını ve levazımatını ve teşkilâtını ve öyle bir makinedir ki, onun iptidadaki incecik vâridatını ve lâtifâne masârifini ve tanzimatını taşıyor."

Yani çekirdekler "Evvel" isminin somut ve mücessem bir levhası ve işareti gibidir. Koca ağacın bütün plan ve programı ince ve latif bir yazı ile çekirdeğin içine yazılmış, bu yazı katibine işaret ve delalet ediyor.  

"Ve ism-i Âhir'le işaret edildiği gibi, her bir ağacın neticesi ve meyvesi öyle bir tarifenamedir ki, o ağacın eşkâlini ve ahvâlini ve evsafını ve öyle bir beyannamedir ki, onun vazifelerini ve menfaatlerini ve hassalarını ve öyle bir fezlekedir ki, o ağacın emsalini ve ensâlini ve nesl-i âtisini o meyvenin kalbinde bulunan çekirdeklerle beyan ediyor, ders veriyor."

Allah çekirdekte latif bir şekilde yazılı bulunan programı açtı, maddi alemde sergiledi, sonra tekrar meyvelerin içine latif bir şekilde dürüp koydu. Bütün bunlar Allah’ın isim ve sıfatlarını haşmetli bir şekilde ilan ve teşhir etmektir.

"Ve ism-i Zâhir ile işaret edildiği gibi, her ağacın giydiği suret ve şekil, öyle musannâ ve münakkaş bir hulledir, bir libastır ki, o ağacın dal ve budak ve âzâ ve eczasıyla tam kametine göre biçilmiş, kesilmiş, süslendirilmiş. Ve öyle hassas ve mizanlı ve mânidardır ki, o ağacı bir kitap, bir mektup, bir kaside suretine çevirmiştir."

Zahir ismi, çekirdeğin içinde ince ve latif bir şekilde yazılmış plan ve programın maddi ve kevni alemde ilan ve izhar edilmesidir. Yani incir çekirdeği, içindeki incir programının görünür hale dönüştürülmesidir ki, tevhidin en zahir ve görünen kısmıdır.  

"Ve ism-i Bâtın ile işaret edildiği gibi, her ağacın içinde işleyen tezgâh öyle bir fabrikadır ki, o ağacın bütün ecza ve âzâsını teşkil ve tedvir ve tedbirini gayet hassas mizanla ölçtüğü gibi, bütün ayrı ayrı âzâlarına lâzım olan maddeleri ve rızıkları, gayet mükemmel bir intizam altında sevk ve taksim ve tevzi ile beraber akılları hayret içinde bırakan şimşek çakmak gibi bir sür'at ve saati kurmak gibi bir sühulet ve bir orduya arş demek gibi bir birlik ve beraberlik ile o hârika fabrika işliyor."(1)

Ağacın başı olan çekirdek, sonucu olan meyve ve zahiri olan kalıbı nasıl tevhide işaret ve delalet ediyor ise, aynı şekilde ağacın iç kısmı olan organlarındaki mükemmel intizam ve ahenk de tevhide işaret ve delalet ediyor. İnsanın dış görünüş nasıl harika bir sanat olup, sanatkarını ilan ediyor ise, aynı şekilde iç organların yüzlerce vazifesi ve uyumlu çalışması, sanatkarını ilan ve ispat eder demektir.

 Bu dört isim tevhidin en parlak bir delili olduğu gibi zımni olarak da haşre işaret eder. Zira bu dört isim hafiziyetin en parlak delilleri mesabesindedir.

"Zahir" ismi, bir ağacın zahiri olarak içinde çalışan iç azaları dış etkenlerden muhafaza etmek noktasından hafiziyet vazifesini ifa ediyor. Mesela, insanın derisi Zahir isminin bir tecellisi olup, deri altındaki iç organları muhafaza ediyor ki, bu da bir cihetle hafiziyettir.

"Batın" ismi de toprak içindeki bir tohumun asliyetini muhafaza ediyor. Yani tohumun toprak altında heba olmasına ve başka tohumlarla iltibasına fırsat vermiyor. Batın ismi her şeyin iç cihetinde mükemmel bir ahenk ve düzen kurarak, dolaylı bir şekilde nizamın hıfziyetine  katkıda bulunuyor denilebilir. Her ismin diğer isimde zımni bir tecelli ve müdahalesi vardır.

"Evvel" ve "Ahir" isimleri zaten izaha gerek kalmayacak şekilde hafiziyeti gösteriyor.

Tohum, çekirdek ve hafıza gibi varlıkların ortaya koyduğu "saklama ve koruma" fiili Hafîz ve Rakîb isimlerine, bu isimler de âhirete işaret ediyor. Şöyle ki:

Dünya hayatında bütün bitki ve hayvanların en basit şeylerini tohum ve çekirdek gibi şeyler ile muhafaza eden bir Hafiz ve Rakip ismi, kainatın halifesi ve en büyük mahluku olan insanın amellerini de elbette muhafaza ve kayıt altına alacaktır. Nitekim aldığına dair kainatta çok emareler vardır. Mesela insan hafızası buna bir misaldir.

Muhafaza ise ancak muhasebe için yapılır. Yani Allah, insanların amellerini ve eylemlerini hesap ve muhasebe  için kayıt altına alıyor.

Hesap ve muhasebe ise ceza veya ödül için yapılır ki, en büyük ve daimi ceza ve ödül yeri cennet ve cehennemdir. Öyle ise kainattaki Hafız ve Rakip isimlerinin tecellilerinin  hepsi haşre ve ahirete işaret ve beşaret ediyor demektir. Burada tek yapılması gereken, silsile halindeki mana zincirini iyi takip edip, güzel okumaktır. Yani kainattaki bütün sanatlar insan zihnini isimlere, isimlerin mana ve hükümleri de ahirete götürüyor. Yeterki aralarındaki mana gerekliliğini iyi okuyalım.

(1) bk. Şualar, İkinci Şua, Üçüncü Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...