Block title
Block content

"Ey insan! Bir abdim, heva-i nefsini terk ettiği için havaya bindirdim..." Burada geçen "heva-i nefsini terk ettiği için" ne demektir? Sad suresinin 32-36. ayetlerinin içeriğinden yola çıkarak, "heva-i nefsin" ne olduğu sonucuna varılabilir mi?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Sad Sûresi:

30. Davud’a evlat olarak Süleyman’ı ihsan ettik. Süleyman ne güzel kuldu! Hep Allah’a yönelirdi.

31. Hani bir gün ikindi vakti ona, durduğunda sakin, koştuğu zaman ise süratli safkan koşu atları gösterilmişti.

32-33. Onlarla ilgilenip “Ben Rabbimi hatırlattıkları için güzel şeyleri severim.” dedi ve onlar gözden kayboluncaya dek onları seyredip durdu. Sonra: “Onları tekrar bana getirin!” deyip bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı.

Hz. Süleyman (a.s.) savaşta istifade etme ve daha başka gayelerle atların hazırlanmasını ve eğitimleri için koşturulmalarını emrederek, bazen bu işe bizzat nezaret ediyordu. “Ben bunları nefsimin haz duyması için değil, Allah’ın dinini güçlendirmeye vesile olmalarından dolayı seviyorum.” demişti.

34. Biz Süleyman’ı denemeye tâbi tuttuk ve tahtının üzerine bir ceset bıraktık. Sonra o, Allah’a sığınıp tekrar tahtına döndü.

Hz.Süleyman (a.s.) Mescid-i Aksa’yı yaptırdığı sırada, getirttiği sanatkârlar içinde, sanatların hilelerini bilen birtakım şeytanların kurdukları bir ihtilal yüzünden bir süre nüfuzunu kaybetmiş, yahut tahtından ayrı kalmış, böylece tahtında ya kendisi güçsüz bir ceset hâlinde hükümsüz kalmış, yahut tahtı da işgal edilip ona kırk gün kadar, heykel gibi birisi oturtulmuştu.(1) Farklı diğer yorumlar içinde, biz bunu tercih ettik. Doğrusu, bu âyet, tefsiri en zor olan nadir yerlerdendir. Gerçeği her yönü ile yalnız Allah bilir.

35. “Ya Rabbî!” dedi, “affet beni ve bana, benden sonra hiç kimseye nasib olmayacak bir hakimiyet lutfet. Çünkü Sen, lütufları son derece bol olan vehhabsın!”

36. Biz rüzgârı onun emrine verdik. Rüzgâr, onun emriyle istediği yere tatlı tatlı eserdi.

37-38. Bina yapan, dalgıçlık yapan her şeytanı, bukağılarla bağlı olan başkalarını da onun hizmetine verdik.

Bukağılarla bağlamaktan maksat, kötülük ve bozgunculuklara meydan verilmeyecek bir şekilde sıkı bir kontrol ve takip altına alınmış olmalarıdır.

39. Buyurduk: “Süleyman! İşte bu, sana ihsanımızdır. İster dağıt, ister yanında tut, bu hesapsızdır.”

“Bu konuda yetki sana verilmiştir, yaptığından dolayı sana bir hesap sorulmayacaktır.” manasınadır.

40. Muhakkak ki onun Bize yakınlığı ve güzel bir âkıbeti vardır. (2)

"Ey insan! Bir abdim, heva-i nefsini terk ettiği için havaya bindirdim. Siz de nefsin tenbelliğini bırakıp bazı kavanin-i âdetimden güzelce istifade etseniz, siz de binebilirsiniz...”(3)

Buradaki heva-i nefsi terk etmek tabirini peygamberlerin de imtihana tabi olup, onların da nefsi ile mücadele ettikleri şeklinde anlamak gerekir. Hazreti Süleyman (as) nefis ve hevasını tam anlamı ile terk ettiği için, ona hem nebilik hem de meliklik bahşedilmiştir. Yoksa atların sevgisini terk ettiği için bu mucizeler verilmiş değildir. Zaten bir peygamberin mecazi olarak bir şeye gönlünü kaptırması onların ismet ve masumiyet sıfatı  ile bağdaşmaz.

Yukarıda mealini verdiğimiz ayetlerin siyak ve sibakından da böyle bir manayı çıkarmak mümkün değildir. Hazreti Süleyman (as) imtihanı, geçici bir şekilde mülkünde çıkan isyan ve bu isyanın sonra Allah tarafından geri çevrilmesidir.

Dipnotlar:

(1) bk. Elmalılı M. Hamdi Yazır, Kur'an-ı Kerim Tefsiri.

(2) bk. Suat Yıldırım, Kur'an-ı Kerim Meali.

(3) bk. Sözler, Yirminci Söz, İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...