Block title
Block content

"Ey kozmoğrafyanın ruhsuz meseleleriyle zihni darlaşan ve aklı gözüne inen ve şu âyetin azametli sırrını o sıkışmış zihninde yerleştiremeyen mektepli efendi!" Mektepli efendi kinaye mi, zihnin darlaşması konusunu açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Zihin balona ya da bugünkü ifade ile rokete binip ancak ötelere gidebilir. Kendi başına ve mücerret olarak ancak bir iki fersah öteye gidebiliyor. Burada balon ve roket ayetlere kinayedir, yani akıl ayete binerse ancak çok uzun, hatta kainatın da ötesi olan sema dairelerine ulaşabiliyor. Yoksa zihin ayetten kendini tecrit ederse en fazla Ay ya de Mars gezegenine ulaşabiliyor. Ezeli ilmin mahsulü olan ayetler, değil kainatı, belki bütün arşı ve gaybi alemleri bize tarif ve tasvir ediyor.

İnsanlığın kolektif aklı olan fen ilimleri, maddi ve kevni alemin ancak belli bir boyutunu ve kısıtlı bir bölümünü ihata edebiliyor. Onun dışındaki bütün kısım ve boyutlar muamma ve belirsizlik içindedir. Ancak bazı tahmin ve öngörüler ile bir fikir sahibi olabiliyorlar. İnsanlık bu fen ilimlerin yanında ayetleri de yardımcı olarak kullansa ve iman etse, zihnin bu sıkışmışlığı ve darlığı, ayetin enginliği ve genişliği nispetinde genişleyip ötelere açılacak. Bırak Ay ve Mars gezegenini, ayetin latif nazarı ile cennetin semalarını bile mirsad  edebilecek.

Aklı kutsayanlar farkında olmadan aklı alçaltıyorlar. Mesela, birisi "Ben ayağıma güvenirim ve onu çok severim." deyip Ankara'dan İstanbul’a yürüyerek gitse, tren ya da uçağa binmese; bu ayağa iyilik etmek değil  kötülük etmektir. Aklına itimat edenler vahye sırt çevirdikleri için, akla haksızlık ediyorlar. Tıpkı ateş böceğinin cüzi ışığına güvenip güneşe meydan okuduktan sonra zifiri karanlığa mahkum olması gibi... İnsan da cüzi aklına ve  vehmi ilmine güvenip  vahiy güneşinin terbiye ve rehberliğine girmez ise, küfür ve şirk karanlığına mahkum olur. Hem dünya saadetini hem de ahiret saadetini kaybeder. Hem dünyada hem de ukba da çok bela ve sıkıntılara maruz kalır.

Mesela, insan şahsi kuvvet ve fikri ile ölüme baksa, ölümü bir yokluk, kabri ise dipsiz bir karanlık kuyu tevehhüm eder. Bu tevehhüm ile bela ve sıkıntılar çeker. Ölümdeki ayrılık ve hiçlik acısı hayatını bütünü ile zehir eder.

Ama iman ve Kur’an nazarı ile baksa, ölüm ebedi bir saadetin başlangıcı, sonsuz bir kavuşmanın girizgahıdır. Demek kuru akıl ölümün sırrını çözemiyor, vahyin dersine ve terbiyesine muhtaçtır. Daha bunun gibi binlerce hadise karşısında insan vahyi inkar edip aklına itimat ederse bela ve sıkıntılara maruz kalır...

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...