Block title
Block content

"Ey nefis! Seni tutup düşmekten muhafaza eden Zât-ı Kayyum'a dayan. Senin mevcudiyetinden dokuz yüz doksan dokuz parça Onun uhdesindedir. Senin elinde yalnız bir parça kalır. En iyisi o parçayı da Onun hazinesine at ki rahat olasın." izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ey nefis! Seni tutup düşmekten muhafaza eden Zât-ı Kayyum'a dayan. Senin mevcudiyetinden dokuz yüz doksan dokuz parça Onun uhdesindedir. Senin elinde yalnız bir parça kalır. En iyisi o parçayı da Onun hazinesine at ki rahat olasın."

Üstat Hazretleri, Yirmi Üçüncü Sözdeki bir temsilde, “O cep fenerini yere vurdum kırdım” diyor ve onun kırılmasıyla her tarafın aydınlandığını ifade ediyor. Temsilin sonunda da,  o cep fenerinin  “cüz’i irade ve  enaniyet-i insaniye” olduğunu beyan ediyor.

Organlarımızın hepsini Allah yarattığı gibi onların çalışmasına yardım eden bu âlemi de yine O yaratmıştır. Yani, güneş de Onun mahluku, göz de. Havayı da O yaratmış, akciğeri de. Bunların ne yapılmalarında ne de vazife görmelerinde bize bir iş düşmüyor. Aynı şekilde, ruhumuz da Allah’ın mahluku, onun bütün fonksiyonları da yine Allah’ın ihsanıyla ortaya çıkıyor. Düşünmemiz, hafızamızı çalıştırmamız, işitmemiz, görmemiz hep Allah’ın ihsanıyla ve onun iradesiyle. İçimizde ve dışımızda cereyan eden bu kadar çok işten bizim sadece bir hissemiz var, o da irademizi hayra yahut şerre yönlendirmemiz.

Biz bir işe meyledip, cüz’i irademizi o işin olması yönünde sarf ettikten sonra, bütün işler Allah’ın küllî iradesiyle, muhit ilmi ve kudretiyle yaratılıyor.

Buna göre, “Senin elinde yalnız bir parça kalır. En iyisi o parçayı da Onun hazinesine at ki rahat olasın.” ifadesini, “Sana verilen o cüz’i tercih hakkını da, nefsinin isteği istikametinde değil, Allah’ın rızasına uygun olarak kullan.” şeklinde anlamamız gerekiyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Zerre | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 887 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...