Block title
Block content

"Ey 'sadık ahmak' ıtlakına mâsadak biçare ulemâü’s-sû’ veya meczup, akılsız, cahil sufîler!" Birinci kısım ehl-i bid´a içindeki sufilerden ne anlamalıyız, bunlar kimledir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Tahribatçı ehl-i bid'a iki kısımdır.

"Bir kısmı, güya din hesabına, İslâmiyete sadakat namına, güya dini milliyetle takviye etmek için, 'Zaafa düşmüş din şecere-i nuraniyesini milliyet toprağında dikmek, kuvvetleştirmek istiyoruz.' diye, dine taraftar vaziyeti gösteriyorlar."

Bu birinci kısım bidat ehli, dinin yeniden ihya edilmesinin ve kuvvet bulmasının ancak milliyetçilik ile mümkün olacağını savunuyor. Bunlara göre önce Türk unsuru öne çıkarılacak, güya sonra İslam tekrar yeniden Türk unsuru ile ihya olacak. Tıpkı Osmanlının kurtuluşunun Turancılık ile mümkün olacağını savunanlar gibi.

"İkinci kısım, millet namına, milliyet hesabına, unsuriyete kuvvet vermek fikrine binaen, 'Milleti İslâmiyetle aşılamak istiyoruz.' diye, bid'aları icad ediyorlar."(1)

Burada din bunlar için bir araç, bir kılıf hükmündedir. Yani milliyetçilik amaç, din araçtır. Asıl gaye milliyet olup, din ise bunu meşrulaştırma ya da dindar milliyetileri kandırma işlemidir. Yani faşizan sapkınlıklarını din kılıfı ile yutturmaya çalışıyorlar. Menfi milliyetçiliğin bulaştığı bir fikir asla İslam alemini birleştirmez, tam tersine ayrıştırır, akim bırakır. Bu yüzden İslam milliyetçiliği esastır. Yani İslam dininin milliyeti bütün unsur milliyetçiliklerinden üstündür ve onlara ihtiyaç bırakmaz.  

Demek sufiler içinde böyle bidalara girip bu bidaları savunanlar olmuş. Yoksa sufulik ve tasavvuf bundan azade ve paktır. Nitekim Mevlevilik ve Bektaşilik gibi aslı hak ve temiz olan bir takım sufi ekoller, daha sonraları bidalara girip yanlış maksatlara hizmet edebilmişlerdir. Böyle suistimaller, tarikat ve tasavvufu bağlamaz diye meseleye bakmak daha sağlıklı olur kanaatindeyiz.

(1) bk. Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Yedinci Kısım.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Yedinci Kısım | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4063 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

drerkan
" Hakikat-i kâinat içinde kökü yerleşmiş ve hakaik-i kâinata kökler salmış olan şecere-i tûbâ-i İslâmiyet," şu bölümü açarmısınız lütfen?hakikat-ı kainat dan ne anlamalıyız?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Hakikat-ı kainatı fen ilimlerinin tespit ettiği sistem ve ölçüler bir de bunların ardında cari olan İlahi isim ve sıfatlar şeklinde anlayabiliriz. Allah'ın iki şeriatı var birisi tekvini diğeri ise kelami. Hakikat-ı kainat tekvini şeriat oluyor.   

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...