Block title
Block content

"Fakat bir şey zati olsa, arızi olmazsa, onun zıddı ona müdahele edemez. Çünkü Cem-i zıddeyn lazım gelir. Bu ise muhaldir. Demek asıl; Zati olan bir şeyde meratib yoktur." Bu ifadeleri açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Zatî: Sıfatların ezeli olma haline denir. Ezel ise, sıfatların başı ve sonu olmamasıdır. Allah ezeli olarak ilim ve kudret sahibidir. Ezel kavramı ise zıddı olan şeyleri reddedip selb eder. Yani ezeli ilim ve kudret sahibi olan bir zata cehil ve acizlik gibi zıt arızalar ezeli olarak müdahale edemez. Ezeli kavramı bir boşluk, bir alan, bir kapı bırakmıyor ki, zıtlar oradan girip müdahale etsin, anlamındadır.

Arizi: Bir şeyin başı ve sonu olması haline denir. Varlık ve varlığa ait sıfatların  Vacübü’l-Vücut olan Allah tarafından vücuda getirilmesine denir. Bu noktada Allah ve sıfatlarından başka her şey arizidir. Yani yoktan ve hiçten varlık alemine çıkarılmışlardır. Acizlik, cehil, iradesizlik, körlük, sağırlık, dilsizlik gibi sıfatların hepsi arızi hallerdir. Bu yüzden hiçbir zaman Allah’a ve sıfatlarına bulaşamazlar musallat olamazlar.

Cem-i zıddeyn: İki zıt şeyin aynı anda beraber bulunma halidir ki, bu muhal ve imkansız bir şeydir. Mesela Allah hem sonsuz kudret sahibi olacak, hem de aciz olacak. Hem sonsuz ilim sahibi olacak, hem de -haşa- cahil olacak. Hem sonsuz görme sıfatı olacak, aynı anda hem de -haşa- kör olacak. Bunlar imkansız ve muhal olan şeylerdir. Bir odada ışık ile karanlığın aynı anda beraber bulunması nasıl imkansız ise, Allah’ın da hem sonsuz kudret sahibi, hem de aciz olması aynı şekilde imkansızdır.

Mertebe ve derece; eksik ve nakıs olan şeylerde olur. Mutlak kemalde olan bir şeyde, derece ve mertebe diye bir şey olmaz. Zira mertebe, eksik bir halden, eksik olmayan hale geçmek demektir. Allah zaten en mükemmel ve kamil bir mahiyette olduğu için, başka bir kemal noktası yok ki, oraya intikal etsin, mertebe atlasın. Ezeli bir ilim ve kudret zaten mertebelerin en kamilinde ve en mükemmelindedir. Bu yüzden, bu zati ve ezeli olan bu sıfatlarda mertebe ve derece diye bir şey yoktur, olamaz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Hatime | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3366 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

Dagmera

Yanan bir sobanın üstüne hiç su damlattınız mı? Çok sıcaksa ve hele üstü kor olmuş ise o su damlası zıp zıp zıplar. Adeta ateşten bir parça olarak, kaynar vaziyette sıçrayıp elinizi yakar. Su, ateşin zıddı olduğu halde, ateş çok güçlü olduğu zaman ona tesir edemez. İçine nüfuz edemez.

Misali büyütelim. Bir kova suyu güneşe dökebilir miydik? Mümkün değil. Binlerce kilometre ötede buhar olurdu, yaklaşamazdı bile.

Yine ışığın zıddı olan karanlık, güneşe nüfuz edemez, tesir gösteremez.

Demek ki bir kuvvet, mertebelerden arınıp sonsuza yaklaştıkça, onun zıddı ona müdahale edemiyor, tesir edemiyor.

"...bir şey zati olsa, onun zıddı o zata arız olamaz." Şualar

"...hayatı daimidir, ezeli ve ebedidir. mevt ve fena, adem ve zeval ona arız olamaz. çünkü hayat, ona zatidir. zati olan, zail olamaz. ... elbette adem ve fena hiçbir cihetle ona arız olamaz." Mektubat

------

Öyle kudret sahibidir ki, acizlik ona arız olamaz (yaklaşamaz).

Öyle zengin ve cömerttir ki fakirlik, cimrilik ona arız olamaz.

Öyle mevcud ve ebedidir ki adem (yokluk) ve fena (geçici olmak) ona arız olamaz, yaklaşamaz.

Öyle görür ki "görmemek" ona yaklaşamaz, yani hiç bir şey nazarından saklanamaz.

Öyle ilim sahibidir ki, "cahillik" ona yaklaşamaz. Kara gecede, kara taşın üstündeki, kara karıncayı bilir. İstediklerini de bilir. Bütün kalplerden geçenleri bildiği gibi.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...