Block title
Block content

"Fakat günahlarını, elemlerini sana bırakıp boynuna yükletecekler." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Elemleri yüklemesinin sebebi: Zeval-i lezzetin elem olmasından dolayıdır. Yani lezzetlerin bitmesi ve sona ermesi, elemin ve üzüntünün sebebidir. Zira insana “of” dedirten şeylerin başında, geçmiş zamanda yaşadığı güzel günler ve lezzetler gelir. O lezzetlerin zeval bulması ve elinden çıkması bugün ona “of” dedirtmekte ve acı vermektedir. Bu hakikati bizzat müşahede etmek için, unutulan eski film artistlerine, sanatçılara ve gençliğini şöhret ile geçirenlere bakmak kâfidir. Onların nasıl gözyaşı döktükleri ve eski günlerden kalma resimlere bakarak nasıl “of” çektikleri herhâlde hepimizin malumudur.

Bu bahsi daha iyi anlamak için Yirmi Üçüncü Söz’ün İkinci Mebhasının Üçüncü Nüktesi'ndeki Eski Said’i yeni Said’e çeviren temsili okumanızı tavsiye ediyoruz.

Günahların kişinin boynuna yüklenmesi meselesine gelince: Bu konu hakkında birçok ayet-i kerime ve hadis-i şerifler vardır. Bazıları şunlardır:

“Allah’a kavuşmayı yalanlayanlar gerçekten hüsrana uğramışlardır. Kıyamet günü ansızın gelince, günahlarını sırtlarına yüklenmiş olarak şöyle derler: 'Dünyada yaptığımız kusurlardan dolayı yazıklar olsun bize!' Bakın, yüklendikleri yük ne de kötüdür!” (En’am, 6/31)

“Elbette onlar kendi yüklerini ve kendi yükleriyle birlikte nice yükleri (başkalarını saptırmanın vebalini) taşıyacaklar ve uydurup durdukları şeylerden kıyamet günü mutlaka sorguya çekileceklerdir.”(Ankebut, 29/13)

“Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlere karşı cimrilik edenler, bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir şerdir. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır.” (Âl-i İmran, 3/180)

“Kim bir mala hıyanet ederse, kıyamet günü hıyanet ettiği şeyi boynuna yüklenerek gelir.” (Âl-i İmran, 3/161)

Amr ibni Kays el-Melâi rivayet etmiştir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Mümin bir kul kabrinden çıktığı zaman en güzel suretli ve en hoş kokulu bir şey onu karşılar ve ona: 'Beni tanıyor musun?' diye sorar. O da: 'Hayır tanımıyorum, fakat biliyorum ki Allah Teâlâ senin kokunu hoş ve suretini güzel kılmış.' der. Bunun üzerine o da: 'Sen de dünyada böyle idin! Ben senin salih amelinim. Uzun zaman dünyada ben sana bindim, bugün ise sen bana bin!' der. Râvi burada:

'Takva sahiplerini Rahman’a vefd olarak (binekli bir cemaat hâlinde) haşredeceğimiz gün...' (Meryem, 19/85) ayetini okudu.

"Kâfiri de en kötü suretli ve en pis kokulu bir şey karşılar ve ona: 'Beni tanıyor musun?' diye sorar. O da: 'Hayır tanımıyorum, fakat biliyorum ki Allah Teâlâ senin suretini çirkin ve kokunu pis yapmış.' der. Bunun üzerine o da: 'Sen de dünyada böyle idin! Ben senin kötü amelinim. Uzun zaman dünyada sen bana bindin, bugün ise ben sana bineceğim.' der. Râvi burada:

'Onlar günahlarını sırtlarına yüklenirler.' (En’am, 6/31)

ayetini okudu."(1)

Ebu Seleme rivayet etmiştir. Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Kim başkasının toprağından, bir karış miktarı yere tecavüz ederse, kıyamet gününde yedi kat yerden (isabet eden toprak), o mütecaviz zalimin boynuna halka gibi geçirilir.”(2)

Bu rivayetlerden anlaşılmaktadır ki: Cenab-ı Hak ahirette amelleri tecessüm ettirecek ve onlara maddi bir vücut verecektir. Bu sayede günahlar kıyamet günü sahibinin sırtına binecek ve onun yükü olacaktır. Cenab-ı Hak cümlemizi bu yükten muhafaza etsin. Âmin!

Dipnotlar:

(1) bk. İbni Ebî Hâtim 7228.

(2) bk. Buhari, Mezalim 13.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Altıncı Söz | Yazar: Sinan YILMAZ | Okunma Sayısı: 2442 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...