Block title
Block content

"Fakat hayatın hem zahirî, hem bâtınî, hem mülk, hem melekût vecihleri kirsiz, noksansız, kusursuz olduğundan;.. doğrudan doğruya, perdesiz olarak Zât-ı Hayy-u Kayyum´un 'ihya edici, hayat verici, diriltici' isminin eline teslim edilmişlerdir." İzahı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah kainatta her icraat ve tasarrufunu sebepler vasıtası ile görüyor. Bu sebeple kainatta her netice ve sonucun bir sebep vasıtası ile  olması adetullahtandır.  Lakin sebepler adi ve basit iken, zahiren sebeplerden hasıl olan netice ve sonuçlar gayet derecede mükemmel ve sanatlı oluyor. Böyle olmasının hikmeti ise, insanın sebeplere takılıp, neticeleri sebepten bilerek şirke ve şükürsüzlüğe gitmemesidir. Buna rağmen insanların ekserisi sebeplerin arkasında Allah’ın kudret elini ve isimlerini göremiyor, ya şirke düşüyor ya da gafletle sebeplere perestiş ediyor.

Allah insanların bu zaaf ve gafletini ortadan kaldırmak için en büyük ve umumi nimetlerine kuvvetli ve kalın sebepleri takmamış. Bu büyük ve umumi nimetlerin en birincisi de varlık ve hayattır. Allah bu iki nimetin gönderilme vasıtaları olan sebepleri görünmeyecek kadar şeffaf ve adi olarak tayin etmiş. Hatta hayatın bugün tam anlamı ile bilinen ve görünen bir sebebi keşfedilmiş değildir.

Mesela, anne karnındaki cenine hayatın nasıl ve ne şekilde girdiği tam anlamı ile bir muamma olup, bir sebep gösterilemiyor. Bilim adamları da bu hususta net ve berrak bir sebep gösteremiyorlar. Bu da gösteriyor ki, hayat nimeti kainatta cari olan sebep sonuç zincirinin aksine sebepsiz ve vasıtasız, direkt olarak Allah’ın kudretinden geliyor.

Elma ağaç eli ile, cenin ve ceset anne ve baba eli ile, ısı ve ışık güneş vasıtası ile geliyor ve gönderiliyor, ama hayat ne ile geliyor, hangi sebep eli ile gönderiliyor? Bunun sebepler noktasından bir izahı yoktur. Tek izahı;  sebepsiz ve doğrudan Allah’ın kudretinden hasıl oluyor manasıdır.

Hayat, vücut, nur, iman ve hidayet gibi nimetlerde ister zahiren olsun, ister batınen olsun, hiçbir kusur, hiçbir çirkinlik, hiçbir noksan olmadığı için sebepler araya girmiyor. Ya da sebeplerin araya girmesine lüzum kalmıyor. Zira bu nimetler her yönü ile rahmet ve lütufturlar. Diğer nimetlerde bu vasıf ve bu münezzehiyet manası olmadığı için sebepler devreye giriyor ki, kusur ve eksikleri üstlerine alsınlar, şikayet ve çirkinliğin Allah’a gitmesine perde  ve paratoner olsunlar.

Hayatın oluşması ve meydana çıkması o kadar ince ve latif ki, hayata vesile olan sebepler bu incelik ve letafet içinde kayboluyor ve Allah’ın isim ve sıfatların hayat üstünde parlak bir şekilde görünmesine zemin hazırlıyorlar. Diğer nimetlere vesile olan sebepler kesif olduğu için hayat kadar latif ve ince bir şekilde Allah’ın isimlerini sahneleyemiyorlar. Hayat nimeti adeta sebepsiz bir şekilde direkt olarak Allah’ın kudreti ile temas halindedir. Fen ve felsefenin hayata sebep bulmakta zorlanması bu yüzdendir. Allah hayat gibi, mülk ve melekut ciheti şeffaf olan nimetlerin sebebini ince ve latif olarak yaratmış ki,  insanlar bu gibi nimetlerde direkt olarak Allah’ın isim ve sıfatlarını görüp bilsin ve ona şükürde bulunsun.

Hayatın sebepsiz olmasını, hayata sebep olan şeyin çok ince ve latif olması şeklinde de anlayabiliriz. Öyle ki, o ince ve latif sebebe bakıldığında Allah’ın kudret eli aşikar ve berrak bir şekilde görünür.     

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Beşinci Nükte | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3414 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

isahalim
Peki hayatın mülk yüzü nedir, melekut yüzü nedir? Belli ki bunlar farklı şeyler... Buradaki ayrıştırmayı nasıl anlayacağız?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...