"Fakat madem insan yalnız cesetten ibaret değil; cesedi beslemek için kalb, dil, akıl, dimağ koparılıp o cesede yedirilmez." Burayı "dil" ağırlıklı olarak izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Fakat madem insan yalnız cesetten ibaret değil; cesedi beslemek için kalb, dil, akıl, dimağ koparılıp o cesede yedirilmez. Onlar imhâ edilmez; onlar da idare ister. Ve madem kabir kapısı kapanmıyor. Ve madem kabrin öbür tarafındaki endişe-i istikbal her ferdin en mühim meselesidir. Elbette milletin itaat ve hürmetine istinad eden vazifeler, yalnız milletin hayat-ı dünyeviyesine ait içtimaî ve siyasî ve askerî vazifelere münhasır değildir."(1)

İnsan sadece maddeden ibaret bir varlık değildir. İnsanın kalbi, ruhu, vicdanı, fikri var. Önünde kabir hayatı ve ebedî bir saadeti veya şekaveti bulunuyor. İnsanın ruhu, aklı, kalbi ve vicdanı olmasa belki sadece dünyaya hasr-ı nazar edip, hayvanî bir hayat yaşayabilirdi. Ama duygu ve latifeleri sonsuz ahiret hayatına bakar ve ancak onunla mutmain olabilir.

İnsan bu hakikati görmezden gelip sadece bedenine ve hayvanî yönüne odaklanır, ruhunu, kalbini, vicdanını ve latifelerini cesedine kurban ederse, o zaman ebedî bir hüsrana uğrar. Çünkü insanın hayvani yaşayışı gelip geçicidir ve belaları çoktur. Burada bir gram tattırır, bir ton yük ve acı çektirir.

Bu yüzden, milletin itaat ve hürmetine dayanan vazifeler, sadece dünya hayatına ait içtimaî, siyasî ve askerî vazifelere münhasır değildir. İnsanın bir de ruhunu, kalbini, vicdanını ve latifelerini besleyecek ve tatmin edecek uhrevî vazifeleri bulunuyor. Maddeci felsefe insanın sadece nefsini tatmin etmeye teşvik ediyor, yalnız dünyaya bakan cihetine önem veriyor. Bir cihetle ruhunu, kalbini, vicdanını ve latifelerini bedenine yediriyor, yani feda ediyor.

"Dil" burada hitabet manasında kullanılıyor ki, insanın en mühim ve en mümtaz vasıflarından biridir. İnsanın fikir ve düşüncelerini dil vasıtasıyla ifade eder. Bu cihetle dil, kalp ve ruh gibi çok kıymetlidir.

İnsanın bu konuşma istidadını maddî şeylerle heba etmesi, boş ve abes işlerde kullanması, bir yönü ile dilini, cesedine yedirmesi gibidir.

İnsan nasıl manevî değerlerini fani ve maddî şeylerde sarf ederek kalbini cesedine yedirmiş gibi oluyorsa, dilini de fani şeylerde sarf ederek cesede yedirmiş yani feda etmiş oluyor. Dili yalan, iftira, küfür ve galiz şeylerde sarf etmek dili cesede yedirmek gibidir.

(1) bk. Lem'alar, Yirmi İkinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

SORULARLARİSALE 2024 ANKETİ
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...