Block title
Block content

"Fakat sen dahi, öteki arkadaşın gibi, güneşi safi göremezsin. Belki senin aklın ve felsefen ünsiyet ve ülfet ettikleri perdeler arkasında ve ilim ve hikmetin nescettiği hicapların halfinde ve kabiliyetin verdiği bir renk içinde görebilirsin." İzahı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bazen ilim ve insan mahsulü olan felsefe, hakikatlerin safi ve ihatalı görülmesine mani olabilir. Ya da kabiliyetler içinde sıkışmış bir insan, bu kaydı kırıp hakikati kendi öz kimliği ile idrak edemez. Bu noktada kabiliyet gerektiren ve kesbi olan ilimler, hakikatleri berrak olarak anlamada kayıt ve zorluk teşkil edebilirler. Yani kişi ilmin ve kabiliyetin mahkumu olduğu için, sadece ilmi ve kabiliyeti nispetinde meselelere bakabilir ve idrak edebilir.

Burada asıl mesele kesbilik ve vehbiliktir. İlim ve felsefe kesbidir. Yani insanın şahsi kabiliyet ve çabasının bir mahsulüdür. Böyle olunca, hakikatleri çıplak ve kuşatarak anlamak imkansızdır. Bir de insanın kendi şahsını ve benliğini ileri sürme manası işin içine girince, hakikatlerin boyutlarına ve kuşatılmasına imkan kalmıyor.  

Ama peygamberler ve onların izinde giden veliler, vehbi bir ilme mazhardırlar. Yani kendi kabiliyet ve ünsiyetinden sıyrılıp, acz ve fakr ile Allah’a iltica ettikleri için, hakikatleri Allah onlara safi ve ihatalı olarak talim ettiriyor. Vehbi bakışlarda ve idraklerde kayıt ve ihatasızlık yoktur. Bu yüzden en büyük alim ve filozof, bir peygambere yetişemiyor. Bir peygamber gibi hakikatleri safi ve ihatalı olarak göremiyorlar.

Özet olarak; ilim ve hikmet, kesbi oldukları için külli bakışın önünde renkli ve kayıtlı bir perdedirler, hakikatleri bütünü ve berraklığı ile göstermezler.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Dal | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2854 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

fıtrat
Allah cc. razı olsun, cevabınız dan faydalandım yanlız burda benim esas çözemediğim ve kardeşler mabeyninde müzakere mevzzu olan;(ilim ve hikmetin nesc ettiği hicabların halfinde).cümlesinda kast edilen maana Allahın ilmi ve hikmetiyle kainatta dokuduğu sanatların zahiri yüzü perde oluyor maanasında bir anlayış bizde hakim oldu siz ne dersiniz
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Belki senin aklın ve felsefen ünsiyet ve ülfet ettikleri perdeler arkasında ve ilim ve hikmetin nescettiği hicapların halfinde ve kabiliyetin verdiği bir renk içinde görebilirsin. Bu cümledeki  ilim insan aklının mahsulü olan ilimler, hikmet ise felsefe anlamındadır. Yani aklı ilim ve hikmet ile kayıtlanmış birisi Allah'ın isim ve sıfatlarını ancak ilim ve hikmet perdesinin kayıtları ve renkleri ile görebilir denmek istiyor. Allah'ın ilim ve hikmeti ile dokuduğu sanatların zahiri yüzünün insan zihninin safiyetini ihlal etmesi tekellüflü ve mahzurlu bir tevildir.Zira burada bir kusur sözkonusudur bu kusur sanatta değil insanın zihni kabiliyetindedir. Birde dikkat ile bakılırsa ilim ve hikmet perde ve hicap dokuyor halbuki Allah insanın önüne hicap ve perde örmez bilakis tecelli ve zuhur etmek ister.Ama ilim ve hikmet insanın kendi benliğinden çıkan şeyler olursa perde olması makuldur.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...