Block title
Block content

"Fakat zaman-ı fetrette, وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتّٰى نَبْعَثَ رَسُولاً sırrıyla; ehl-i fetret, ehl-i necattırlar. Bilittifak, teferruattaki hatiatlarından muahezeleri yoktur..." Bu cümleleri devamıyla birlikte izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Fetret: Genel manası ile, din ve peygamberin gönderilmediği zaman ve dönem demektir. Fetret döneminde yaşayan insanlar ise, mesul olmadıkları için ehl-i necattırlar. Yani cennet ehlidirler.

"Peygamber göndermedikçe Biz kimseye azap edici değiliz."(İsrâ Sûresi, 17/15)

ayeti de bu manayı teyit ediyor.

Bütün İslam alimleri fetret döneminde yaşayan insanların teferruata ait günah ve hatalardan mesul olmadıklarında fikir birliği içindeler. Teferruata ait hata ve günahlar ise, Allah’ın emir ve yasaklarını terk etmektir. Zira emir ve yasaklar imana nispetle teferruattır. İman esastır, ameldir. Bu esas üstüne çıkan emir ve yasaklar ise teferruattır ve fetret insanları ittifakla bu teferruattan sorumlu değildirler.

Yanlış anlaşılmasın; teferruat demek, gereksiz, ayrıntı demek değildir. Temelin üzerinde çıkan bina kast ediliyor. Temel olmadı mı bina anlamsızlaştığı için teferruat olarak kabul edilmiştir.

İslam alimlerinin ihtilafa, yani fikir ayrılığına düştüğü husus ise, iman konusudur. Yani fetret dönemi insanları acaba iman noktasında mesul mü değil mi? İşte burada iki görüş ortaya çıkıyor.

İki hak mezhepten olan Eşari ve İmam Şafi (r.a)’a göre fetret döneminde yaşayan insanlara dini bir teklif gelmediği için, yani peygamber gönderilmediği için, iman noktasında da mazurdur ve mesul değillerdir. Geçmiş hak dinler de zaman aşımına uğrayıp, gizlenip, yok olduğu için, o dönem insanlarını bağlamaz. Fetret dönemi insanları, hükmü kalmamış eski dine itaat ederlerse sevap alırlar, itaat etmezlerse azap görmezler. Dinin insanlara sorumluluk verebilmesi, açık ve kati olmasına bakar. Halbuki fetret döneminde eski hak dinlerin hiçbir açıklığı ve katiyeti bulunmuyor. Bu yüzden bağlayıcılığı kalmıyor.

İmam Maturidi ise, fetret döneminde bulunan insanların, belki amel ve diğer itikatlar noktasında mesuliyeti yok, ama Allah’ın varlığı ve birliğini bilmek ile mükelleftir deyip, İmam Eşari’den bu noktada ayrılıyor. İmam Maturidiye göre, insan, aklı ile Allah’ın varlığını ve birliğini bulabilir. O zaman insan bu noktada mesuldür. Şayet Allah’ın varlığını ve birliğini inkar etse azap görür, der. İmam Eşari ile bu noktada ihtilafa düşer.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Sekizinci Risale olan Sekizinci Mesele | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3187 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...