"Faraza, sâil keyfiyet-i hilkatten sual etmişse, fenn-i beyanda olan (Beklenilmeyen şeyi işitmek) kaidesinin üslûb-u hakîmanesiyle, lâzım ve istediği cevabı vermiştir..." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Faraza, sâil keyfiyet-i hilkatten sual etmişse, fenn-i beyanda olan تَلَقَّى السَّامِعُ بِغَيْرِ الْمُتَرَقَّبِ [İşitenin, beklemediği bir cevapla karşılaşması (Beklenilmeyen şeyi işitmek)] kaidesinin üslûb-u hakîmanesiyle, lâzım ve istediği cevabı vermiştir. Yoksa, hasta olan sail, iştiha-i kâzibiyle istediği cevabı vermemiştir. وَيَسْئَلُونَكَ عَنِ اْلاَهِلَّةِ قُلْ هِىَ مَوَاقِيتُ للِنَّاسِ [“Sana yeni doğan aylardan soruyorlar. De ki: Onlar insanlar için birer zaman ölçüsüdür.” (Bakara, 2/189.)] bu hakikate bir beraatü’l-istihlâldir."(1)

Anlam ve mana bakımından, hasta ve muhtaç zihinli birisi, hikmetli ve mürebbi bir zata soru sorsa, bu zat cevap olarak onun istediği ve beklediği cevabı değil de, onun hastalıklı ve muhtaç zihnine münasip, daha şifa verici ilaç gibi bir cevap verse, elbette bu hal hikmet ve beyan ilminin gereğidir.

Aynı şekilde gözü maddeye ve zihni hikayeye alışmış bir sorgucu, Allah’tan, kainatın sanat ve hikmet yönüne değil de, nasıl ve ne şekilde yaratıldığına yani; maddi yönüne dair soru sorsa, Allah da bu iştahlı sorgucunun sorusuna onun iştahına göre değil de, hikmet ve sanat noktasından daha hoş ve güzel bir cevap verse, bu beyan ve terbiye ilmine daha münasip bir tavır olur. Nitekim bu ayeti "Sana yeni doğan aylardan soruyorlar. De ki: Onlar insanlar için birer zaman ölçüsüdür." (Bakara, 2/189.) Bu hakikate beraatü'l-istihlâl, yani güzel bir başlangıç ve güzel bir örnek olarak veriyor.

Ayetin iniş sebebinde şu rivayet edilmiştir: Ey Muhammed! Ramazan ayı dolayısıyla sana hilâllerden sorarlar, yahut soruyorlar. İbnü Abbas, Katâde, Rebi' ve diğerlerinin nakline göre Müslümanlardan bazıları: "Hilâlin eksilmesinin, tamamlanmasının, güneşe aykırı oluşunun faydası ne?" diye sormuşlar ve rivayet edilmiştir ki bunu Ensardan Muaz b. Cebel ile Sa'lebe b. Ğunm: "Ey Allah'ın Resûlü! Bu ne hâldir? Hilâl, iplik gibi incecik beliriyor, sonra artıyor, tamamlanıyor, sonra da eksile eksile önceki hâline dönüyor." diye sormuşlardı. (bk. Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, İlgili ayetin tefsiri)

Bu rivayetten de anlaşılacağı üzere, Allah, hilalin fenni detaylarını değil, her insanın gördüğü umumi menfaatine vurgu yapıyor. İstenilen soruya cevap değil, daha güzeline ve faydalı olan cihetine atıf yapılıyor.

(1) bk. Muhakemat, Birinci Makale (Unsuru'l-Hakikat), On İkinci Mukaddime.

İlgili ders videosu için tıklayınız:
- Prof. Dr. Şadi Eren, Muhakemat Dersleri (17. Bölüm).

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...