Farzlarımızı yerine getirmeye çalışıyoruz ancak, hakiki kulluğumuzu yerine getirmek için adım adım neler yapmalıyız? Bu konuda Üstad Hazretlerinin hizmet erlerine tavsiyeleri nelerdir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Nefsimizi ıslah edip kullukta derinleşmek, bu zamanda ancak tahkiki iman ile mümkündür. Tahkiki imanı da bu zamanda en kolay yoldan ve kısa zamanda Risale-i Nurlar ile kazanabiliriz. Risale-i Nurları da ancak çok okumak, çok dinlemek ve çokça mütalaa ve müzakere ile elde edebiliriz.

Vaktimizi ve hayatımızı tahkiki iman dersi veren Risale-i Nurlara ve onun hizmetine adarsak, inşallah günah ve haramlardan kendimizi kurtardığımız gibi, kulluğumuzda da bir mertebe ve derinlik kazanabiliriz. Zaten Üstad Hazretleri çoklukla Risale-i Nurları teşvik ve tavsiye ediyor; bu zamanda en müessir yol olarak Risale-i Nurları gösteriyor.

Eski zamanda nefsin terbiye edilmesi çok uzun ve meşakkatli bir süreç ile mümkün oluyordu. Yani tarikatın o zor ve uzun riyazeti ve çilesi ile insanlar nefsini ıslah ve terbiye ediyorlardı. Şimdiki zaman ve zeminde, bu riyazet ve çilelerin uygulanması çok zor bir hale geldiği için, Allah kereminden tahkiki iman ile bu ıslah ve terbiye işlemini hem kısa hem kolay hem de herkesin rahatlıkla yapabileceği bir şekle çevirmiştir.

Tahkiki imanın bu zamanda vesikası ve temin edicisi ise Risale-i Nurlardır. Kim Risale-i Nurları kendine rehber ve mürşit ittihaz edip, onu hayatının amacı ve gayesi kabul ederse, her alanda terakki ve tekemmül eder. Zira Risale-i Nurlarla meşgul olmak hem tefekkür, hem ibadet hem ıslahı nefis hem kullukta derinlik kazanmak hem de kısa ve kestirme bir yol ile velayeti elde etmektir.

Özet olarak, bu hususta Üstad Hazretlerinin en önemli ve somut tavsiyesi, Risale-i Nurlar ile çokça meşgul olup, onun gereği ile amel etmektir.

Son olarak cevabımıza Üstad Hazretlerinin şu ifadeleri ile nihayet verelim:

"Şu Otuz Üç Pencereli olan Otuz Üçüncü Mektup, imanı olmayanı, inşaallah imana getirir. İmanı zayıf olanın imanını kuvvetleştirir. İmanı kavî ve taklidî olanın imanını tahkikî yapar. İmanı tahkikî olanın imanını genişlendirir. İmanı geniş olana, bütün kemâlât-ı hakikiyenin medarı ve esası olan marifetullahta terakkiyat verir, daha nuranî, daha parlak manzaraları açar. İşte bunun için, 'Bir pencere bana kâfi geldi, yeter.' diyemezsin. Çünkü, senin aklına kanaat geldi, hissesini aldı ise, kalbin de hissesini ister, ruhun da hissesini ister. Hattâ hayal de o nurdan hissesini isteyecek. Binaenaleyh, herbir Pencerenin ayrı ayrı faydaları vardır."(1)

Bu mana ve esas, bütün Risale-i Nurlar için de geçerlidir...

(1) bk. Sözler, Otuz Üçüncü Söz, İhtar.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

msaydin
bunun için 26.sözün zeylini tavsiye ediyorum..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...