Block title
Block content

Fatih Sultan Mehmet, Peygamberimiz'in övgüsüne mazhar olmuş bir padişahtı ve kundaktaki kardeşini katlettiği söyleniyor; aslı varsa bu cinayet olmaz mı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Adalet-i Mahza: "Toplum için fert feda edilemez. Bir gemide dokuz cani bir masum olsa, o gemi batırılamaz." görüşünü savunuyor ki, bu aynı zamanda Kur’an’ın adalet anlayışıdır.

Adalet-i İzafiye: "Toplumun selameti için ferdin hakkı feda edilebilir." anlayışıdır. Bu görüşe göre dokuz caninin cezalandırılması için bir masum feda edilebilir. Yalnız bu anlayış ancak adalet-i mahzanın uygulanmasının mümkün olmadığı yerde geçerli ve meşru olur; yoksa geçerli ve meşru olmaz, tam aksine zulüm ve cinayet olur.

"Çok yerlerde kat'î delillerle ispat etmişiz ki, hâkimiyetin en esaslı hassası istiklâldir, infiraddır. Hattâ hâkimiyetin zayıf bir gölgesi, âciz insanlarda dahi, istiklâliyetini muhafaza etmek için, gayrın müdahalesini şiddetle reddeder ve kendi vazifesine başkasının karışmasına müsaade etmez. Çok padişahlar, bu redd-i müdahale haysiyetiyle mâsum evlâtlarını ve sevdiği kardeşlerini merhametsizce kesmişler. Demek, hakikî hâkimiyetin en esaslı hassası ve infikâk kabul etmez bir lâzımı ve daimî bir muktezası istiklâldir, infiraddır, gayrın müdahalesini reddir."(1)

"Elcevap: Bazı risalelerde gayet kat'î ispat ettiğimiz gibi, hâkimiyetin şe'ni, müdahaleyi reddetmektir. Hattâ, en ednâ bir hâkim, bir memur, daire-i hâkimiyetinde oğlunun müdahalesini kabul etmiyor. Hattâ, hâkimiyetine müdahale tevehhümüyle, bazı dindar padişahlar, halife oldukları halde mâsum evlâtlarını katletmeleri, bu redd-i müdahale kanununun hâkimiyette ne kadar esaslı hükmettiğini gösteriyor. Bir nahiyede iki müdürden tut, tâ bir memlekette iki padişaha kadar, hâkimiyetteki istiklâliyetin iktiza ettiği men-i iştirak kanunu, tarih-i beşerde çok acip hercümerc ile kuvvetini göstermiş."(2)

Üstad Hazretlerinin yukarıda vermiş olduğumuz beyanlarından anlaşılan mana Osmanlının bu uygulamasının meşru olmadığıdır. Osmanlılın birliğini ve dirliğini düşünerek vehimden gelen nedenlerle masum evlat ve kardeşlerini katletmeleri Kur’an adaleti ile bağdaşmaz. Bu noktada bu padişahlar hata ve zulüm içine düşmüşlerdir. Lakin bu noktadaki yanlışları külli hizmet ve faziletlerini nazardan düşürmemelidir. Hatalarına hata sevaplarına sevap nazarı ile bakmak gerekiyor. Bu gibi hatalar ve zulümler Fatih Sultan Mehmed’in fazilet ve kıymetini yok etmez. O, hadis-i şerife mazhar olmuş faziletli birisi diye bu zulümleri ve hataları savunmak doğru olmaz. Öyle ise hataya hata sevaba sevap nazarı ile bakıp öyle değerlendirmeliyiz.

Osmanlıya ve padişahlarına ifrat ve tefrit bakış açıları var, biz bu ifrat ve tefrit bakışlara kapılmamalıyız. İfrat Osmanlının  kusurlarını görmemek tefrit ise kusurları bahane edip Osmanlının külli hizmet ve sevaplarını inkar etmektir. Vasat ve doğru olanı ise kusurlarını kusur sevaplarını sevap bilmektir. Bazı hata kusurları bahane edip inkar etmemektir.

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, Otuzuncu Lem'a.
(2) bk. a.g.e., Yirmi Üçüncü Lem'a.

İlave bilgi için tıklayınız:

Hattâ, hâkimiyetine müdahale tevehhümüyle, bazı dindar padişahlar, halife oldukları halde mâsum evlâtlarını katletmeleri, bu redd-i müdahale kanununun hâkimiyette ne kadar esaslı hükmettiğini gösteriyor." ifadelerini açar mısınız?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...