Block title
Block content

Fatiha suresinde geçen dua ayetleri, Allah canibinden yazılmamıştır. Allah, siz bana böyle dua edin de dememiştir? Kur'an'daki dualar, insan sözü olduğuna delil değil midir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kur’an’ın beşeri bir üslup ile nazil olmasına tenezzülat-ı İlahi deniliyor.

Tenezzülat-ı İlahi, Allah’ın kullarının seviye ve kıvamına göre hitap edip konuşması demektir. Allah’ın insanı kendine muhatap alıp konuşması ve ona anlayacağı dilden hitap etmesi  rahmetinin bir tezahürüdür. Yoksa Hz. Musa’ya (as) Turu Sina'da hitap ettiği gibi hitap etse idi, insanlık tahammül edip altından kalkamazdı.

Allah’ın tenezzülat-ı İlahi olarak konuşması vahiy ve ilham olmak üzere iki türlüdür. Vahiy peygamberler vasıtası ile umumi bir hitabıdır. İlham ise her mahluku ile hususi bir konuşmasıdır. Bu iki tür konuşması da tenezzülat-ı İlahi kapsamındadır. Allah şayet kendine ait ilahi hitabı ile konuşsa, şu maddi alemin ölçüleri o konuşmayı tartamaz, tahammül edemezdi. Burada da rahmet ve hikmetin tecelli ettiği, çok zahir olarak anlaşılıyor.

Bu yüzden biz insanlar da hitap ve tebliğ yaparken karşımızdaki muhatabın seviye ve kıvamına göre tebliğ ve hitapta bulunmalıyız.

Risale-i Nur'da bu husus şöyle izah ediliyor: 

"Hissiyatı bu merkezde olan avam-ı nasa yapılan irşatlarda, belagat ve irşadın iktizasınca, avamın fehimlerine müraat, hissiyatına ihtiram, fikirlerine ve akıllarına göre yürümek lazımdır. Nasıl ki bir çocukla konuşan, kendisini çocuklaştırır ve çocuklar gibi çat-pat ederek konuşur ki, çocuk anlayabilsin. Avam-ı nasın fehimlerine göre ifade edilen Kur'an-ı Kerimin ince hakikatleri, اَلتَّنَزُّلاَتُ اْلاِلـهِيَّةُ اِلٰى عُقُولِ الْبَشَرِ   ile anılmaktadır. Yani, insanların fehimlerine göre Cenab-ı Hakk'ın hitabatında yaptığı bu tenezzülat-ı İlahiye, insanların zihinlerini hakaikten tenfir edip kaçırtmamak için İlahi bir okşamadır. Bunun için, müteşabihat denilen Kur'an-ı Kerim'in üslupları, hakikatlere geçmek için ve en derin incelikleri görmek için, avam-ı nasın gözüne bir dürbün veya numaralı birer gözlüktür."

"Bu sırra binaendir ki, büleğa, büyük bir ölçüde ince hakikatleri tasavvur ve dağınık manaları tasvir ve ifade için istiare ve teşbihlere müracaat ediyorlar. Müteşabihat dahi ince ve müşkil istiarelerin bir kısmıdır. Zira müteşabihat, ince hakikatlere suretlerdir." (1)

Yukarıda Üstad Hazretlerinin ibarelerinden de anlaşılacağı üzere, Kur'an’ın muhatap kitlesi hem insan hem de insanlar içinde avamlar olduğu için, üslup da muhatabın seviyesine göre oluyor. Kur'an-ı Kerim’in üslubu şayet yüksek ve azametli olsa idi, insanların çoğunluğu onu anlamayıp inkar edeceklerdi. Allah rahmet ve şefkatinden dolayı kelamını  insanların seviyesine tenezzül ederek göndermiştir. Bu yüzden üslupta insanın üslubu hakimdir, bunda yadırganacak bir durum yoktur.

Hem Allah, peygamberlerin dualarını bize örnek dua olarak takdim ediyor. Kur'an aynı zamanda bir dua ve zikir kitabıdır. Peygamberler ve duaları bize üsvetün hasenetündür.

Bu gerçek ayette şöyle ifade ediliyor:

"Şanım hakkı için muhakkak ki size Resulullahda pek güzel bir örnek vardır: Allah'a ve son güne ümid besler olup da Allah'ı çok zikreyleyen kimseler için." (Ahzab, 33/21)

Bunun yanında Kur’an’a i’caz takıldığı için insanların onu taklit etmesi mümkün ve kabil değildir. Yani bütün insanlık bir araya gelse, Kur’an’ın bir suresini taklit edemezler. Bu da onun Allah kelamı olduğunun en büyük vesikasıdır. Bu hususun detayı hakkında sitemizden faydalanabilirsiniz.

(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Suresi, 23-24. Ayetlerin Tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: 23-24. âyetin tefsiri | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4261 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

kandil
Fatihada ve Kurandaki buna benzer ifadelerde, o duadan önce gizli bir "قُلْ (de ki, söyle ki)" kelimesi vardır.Buna Arapçada mukadder (takdiri) denir.Mesela Fatihanın ilk ayetinde "Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah içindir." diyor.Halbuki Kuran Allah tarafından indirildiğine göre "Hamd benim içindir." denmesi lazımdı denilirse, Arapça edebiyat kuralı olarak "Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah içindir." den önce mukadder (gizli) bir "De ki" bulunur.Yani:"De ki:Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah içindir." İşaratül İcazda bu meselenin izahı vardır: "قُلْkelimesi, Kur'anın çok yerlerinde mezkûr veya mukadderdir. Bu mezkûr ve mukadder olan قُلْ kelimelerine esas olmak üzere بِسْمِ اللّٰهِ dan evvel قُلْ kelimesi mukadderdir. Yani, "Ya Muhammed! Bu cümleyi insanlara söyle ve talim et." Demek besmelede İlahî ve zımnî bir emir var.(İşarat-ül İ'caz ) Yani Besmeleyi de Allah inzal ettiğine göre "Benim ismimle" denmesi lazımdı diye sorulabilir.Cenab-ı Hak "Allahın adıyla" diyor.Fakat burada "Bismillah"dan önce mukadder bir "De ki" vardır.Cenab-ı Hak bize ders vermek için " بِسْمِ اللّٰهِ dan evvel قُلْ kelimesi mukadderdir." Yani Besmeleden evvel gizli bir "De ki, söyle ki, öğret ki" kelimesi mevcuttur.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...