Block title
Block content

“Felsefe hikmeti ise, bütün hârikulâde olan mu'cizât-ı kudreti âdet perdesi içinde saklayıp, câhilâne ve lâkaydâne üstünde geçer. Yalnız hârikulâdelikten düşen ve intizam-ı hilkatten hurûc eden ve kemâl-i fıtrattan sukut eden nâdir ferdleri..." izahı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Felsefe hikmeti ise, bütün hârikulâde olan mu'cizât-ı kudreti âdet perdesi içinde saklayıp, câhilâne ve lâkaydâne üstünde geçer. Yalnız hârikulâdelikten düşen ve intizam-ı hilkatten hurûc eden ve kemâl-i fıtrattan sukut eden nâdir ferdleri nazar-ı dikkate arz eder, onları birer ibretli hikmet diye zîşuura takdim eder. Meselâ, en câmi' bir mu'cize-i kudret olan insanın hilkatini âdi deyip lâkaydlıkla bakar. Fakat insanın kemâl-i hilkatinden hurûc etmiş, üçayaklı yahut iki başlı bir insanı, bir velvele-i istiğrabla nazar-ı ibrete teşhir eder.”

“Meselâ, en latîf ve umumi bir mu'cize-i rahmet olan bütün yavruların hazîne-i gaybdan muntazam iâşelerini âdi görüp, küfran perdesini üstüne çeker. Fakat intizamdan şüzûz etmiş, kabîlesinden cüdâ olmuş, yalnız olarak gurbete düşmüş, denizin altında olan bir böceğin bir yeşil yaprakla iâşesini görür, ondan tecellî eden lûtuf ve keremle bütün balıkçıları ağlatmak ister.”
(Sözler, On Üçüncü Söz)

Göründüğü kadarıyla, felsefe, sadece ve sadece intizamdan çıkmış çok özel fertlerle değil gaye ve maksat olarak mahlûkatın tümüyle ilgilenmektedir. Acaba Üstadımız burada neyi kastetmektedir?

Fen bilimcileri elbette bütün mahlûkatla ilgilenirler. Ancak, onları İlahi birer sanat olarak nazara almayanların bu bilgileri çok donuk ve ruhsuz kalır. Onlar, sadece eşyanın özelliklerine önem verirler ve her şeye menfaat açısından bakarlar. O harikaları önemsizmiş gibi geçiştirir, intizamdan çıkan fertleri daha fazla nazara verirler. Üstad'ın verdiği insan misalini esas alırsak, tıp ilmi insan vücudunu bütün incelikleriyle ortaya koyar, her organın, her eklemin görevlerinden detaylı olarak söz eder. Ancak bu bilgiler o kadar ruhsuz olarak verilir ki, bunları okuyan çoğu gencin kalbinde iman ve marifet nurları parlamaz. Olanlara “adiyat” perdesinden bakar, bilgi edinmek, sınıfını geçmek, ihtisas yapmak, dünyevi makamlarda ilerlemek gibi fani ve cüzi hedefler ilim ve marifetin önüne çıkar. “Fakat insanın kemâl-i hilkatinden hurûc etmiş, üç ayaklı yahut iki başlı bir insanı, bir velvele-i istiğrabla nazar-ı ibrete teşhir eder.”

Üstat bu anlayışı kınamaktadır.

Aslında onların bu velvelelerinin altında, kâinattaki mükemmel nizamı tasdik etmek ve o nizama zıt gibi görünen bu ibretli halleri garip karşılamak saklıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

isahalim

Bir sorum var. Öncelikle şunu diyeyim; yukarıdaki açıklamanızı okumadan önce şunu soracaktım: "İnsanların ekserisi farklı durum ve olaylarla (iki başlı insan mesela) merak duyarak ilgilenirler. O halde bunu felsefeye mâl etmek neden? Somut düşünüyorum: Bugün iki başlı bir insan doğsa, bugün yaşayan bir filozof  bu duruma  nasıl tepki  veriyor ve nasıl ilgileniyor?" Üstad'ın FELSEFE'den kastını, FEN BİLİMLERİNE DİNSİZLİK GÖZLÜĞÜYLE BAKMAK şeklinde mi anlayacağız?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Felsefe burada olaylara Allah adına değil kendi adına bakmayı ifade ediyor. Yoksa müspet felsefeye bir gönderme bir sataşma söz konusu değil. Tabiatçılık gözlüğü ile bakan birisi İlahi isimleri değil olayların kendisini görüyor. Oysa olayların arkasında ki isimleri görmek gerekiyor. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...