Felsefecilerden sofestai kısmının mesleklerinin esası nedir? "Nihilist" denilen grup bunlar mıdır?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

SOFESTAÎ: Kâinatın yaratıcısını, Cenab-ı Hakk'ı kabul etmemek için her şeyi inkâr eden. Müsbet veya menfi hiç bir hükme varmayan, daima şüphe içinde kalmayı esas alan felsefi bir doktrinin (septisizm) mensubu. Septik.

Alemde hakikat namına hiçbir şey tanımayan ve hakikatı araştırmaktan sarf-ı nazar ederek zevk ü safa, şiir ve edebiyatla eğlenen safsatacılar.

" O Vahid-i Ehad'i kabul etmeyen ya nihayetsiz ilâhları kabul edecek veyahut ahmak sofestâi gibi hem kendini, hem kâinatın vücudunu inkâr edecek."(1)

Nihilistlerin görüşü de her şeyi inkar olduğundan, onlar da bu sınıfa dahildirler.

(1) bk. Mektubat, Yirminci Mektup İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Eneskanaat
Halife Memun zamanından itibaren İslâm âlemi içerisinde Eski Yunan felsefesinin öğrenilmesi neticesinde, Endülüslü İbn-i Hazm (Vefatı 1064) Eski Yunandaki Sofistler için "Sofestai" tabirini kullanan kişilerden biri olmuştur.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
hayatmemat

Şöyle bir algı oluşturulmuş yazıda. O da şu ki; ''Cenab-ı Hakk'ın varlığını kabul etmemek için her şeyi inkar ediyorlar çünkü her şey cenab-ı hakk'a işaret ettiği için dolaylı olarak onları da inkar ediyorlar.'' Alakası yok. Bu duygusal akımların ortaya çıkmasında etken olarak tanrının varlığı hakkındaki kuşku da var elbette hiç kuşkusuz. Asıl etken değil ama. Esas sebep; belirsizlik. Doğa hakkında, insan hakkında, canlılar hakkında açıklama yetersizliğinin getirmiş olduğu eski bir sorun. Bunun dinle falan doğrudan alakası yok. Din ile ilgili kısmı, dinin onlara göre 'saçma' ve 'yanlış' olduğundan mütevellit. Bu kısım da zaten doğrudan tanrıyla alakalı ama sofizm başka bir şey. Ateizm gibi bir şey değil. Sofizm artık o raddeyi aşarak, zaten, varlığın varlığı hakkında şüphe içerisinde. Ve bunun da asıl sebebi evren hakkındaki bilgi yetersizliği idi. Daha sonradan bu durum güçlenerek bambaşka ''sanrılarımın nedeniyse bu varlık?'' gibi psikolojik raddeye çıkmıştır. Cenab-ı Hakk'a bir nefret besliyorlarmış gibi bir izlenim uyandırıyor açıklamanız. Alakası yok. Bu söylediğinizin altını temellendiremezsiniz bile. Adamlar gördüğü şeyden emin olup/olmama konusuyla uğraşıyorlar, tanrıyı ne yapsınlar ki. Önce bi varlıktan emin olsunlar da sonra mesele tanrı olur. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

O kadar zeki filozofların varlığın varlığını anlamaması zahiri açıdan çok ahmakça ve gerzekçe bir yaklaşım olur. Bunların asıl niyeti ölüm, yokluk, hiçlik, sorumluluk, hesap verme gibi dünya lezzetlerini acılaştıran gerçeklerden kaçınmaktır.

Bazen insan öyle bir acı ile karşılaşır ki beyin refleks olarak acıyı ve acının gerçekliğini inkar etme yoluna başvurarak şahsı güvence altına almak ister oysa beyin insana oyun oynuyor gerçeğe gözünü yumuyordur.

İnsan, tabiatı itibarıyla acıdan, üzüntüden, kaygıdan kaçıp neşe ve haz peşinde koşar. Bu yüzden bireyin temel amacı da mutluluk ve hazza ulaşmaktır. Fakat bu mutluluk ve haz materyalist özellikler taşır; maddi hazlar önemlidir. Bununla birlikte insan dinsel kaygı ve sınırlamalardan uzak durmalıdır. Çünkü dinsel kaygılar (Allah ve ölüm) hazzın düşmanıdır.

Düşünce tarihinde doğrunun bilinmesinin imkansızlığını savunan bu fikri akımlar pek itibar görmemişlerdir. Ekseri filozoflar tarafından da dışlanmışlardır. Onun için bu akımların bilinemezlik düşüncesi doğrunun bilinebilirliği görüşündeki ittifakı bozamazlar. Yani bunların fikirleri ispata değmeyecek kadar önemsiz ve safsatadır. Bir cihetle bunlar kabul-ü adem değil adem-i kabulcülerdir. Adem-i kabulcülere de yapacak bir şey bulunmuyor.

Her fikrin arka planında kalbi ve duygusal bir neden bulunmaktadır bizim kanaatimize göre bu septikler alemde hakikat namına hiç bir şey tanımayan ve hakikatı araştırmaktan sarf-ı nazar ederek zevk ü safa, şiir ve edebiyatla eğlenen safsatacılardır.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...