Block title
Block content

"Fesadı ümmetim zamanında kim benim sünnetime temessük etse, yüz şehidin ecrini kazanabilir." hadisi yaşadığımız zamanı kapsar mı? Mesela bir misvak kullandığım zaman yüz şehit sevabı mı almış olacağım?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

“Ümmetimin fesada gittiği zamanda kim benim sünnetime sarılsa ona yüz şehit sevabı vardır.”(1)

mealindeki hadis-i şerif, bazen yanlış anlaşılıp bir takım şüphe ve tereddütlere yol açmaktadır. Şöyle ki:

Bu hadisten murat, bir bütün olarak Hazreti Peygamber (asm)'in sünneti iken, bazen sanki bir tek sünneti yapmak yüz şehit sevabı kazandırır, zannedilmektedir. “Bir sünnete uymak” ile “Sünnete uymak” çok farklı şeylerdir.

Böyle bir zamanda Peygamberimiz (asm)'in yolunda giden ve insanları bu hidayet yoluna davet eden Müslümanların büyük sevaplara nail olacakları bu hadis-i şerif ile müjde verilmiştir.

Bununla beraber, o dehşetli zamanda misvak kullanmaktan, yeme içme adabına varıncaya kadar her bir sünnetin, yüz şehit sevabı vermese de, normal zamanlara nisbetle ayrı bir önem kazanacağı da muhakkaktır.

Peygamber Efendimiz.(asm) ümmetin fesada uğradığı, ahir zaman fitnesinin toplum hayatının her kademesinde kendini bütün dehşetiyle hissettirdiği o çetin zamanda, İslamı bir bütün olarak yaşamanın zorluğunu şöyle dile getirirler:

"Öyle bir zamanda yaşıyorsunuz ki emredilenin onda birini terkeden helâk olur. Fakat öyle bir zaman gelecek ki, emredilenin onda birini yapan kurtulacak."(2)

Dipnotlar:

(1) bk. İbni Adiy, el-Kâmil fi’d-Duafâ, 2:739; el-Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, 1:41; Taberânî, el-Mecmeu’l-Kebîr, 1394; el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 7:282.
(2) bk. Ramûzu’l-Ehadis s. 136, 1753, hadis Tabarani filkebir, İbn-i Adiy, Ebû Hureyre’den.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

seyyidarda
Sünnet-i Seniyyenin merâtibi var. Bir kısmı vâciptir, terk edilmez. O kısım, Şeriat-ı Garrâda tafsilâtıyla beyan edilmiş. Onlar muhkemattır, hiçbir cihette tebeddül etmez. Bir kısmı da nevâfil nevindendir. Nevâfil kısmı da iki kısımdır: Bir kısmı, ibadete tâbi Sünnet-i Seniyye kısımlarıdır. Onlar dahi şeriat kitaplarında beyan edilmiş; onların tağyiri bid'attır. Diğer kısmı, "âdâb" tabir ediliyor ki, Siyer-i Seniyye kitaplarında zikredilmiş. Onlara muhalefete bid'a denilmez; fakat âdâb-ı Nebevîye bir nevi muhalefettir ve onların nurundan ve o hakikî edepten istifade etmemektir. Bu kısım ise, örf ve âdât, muamelât-ı fıtriyede Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın tevatürle malûm olan harekâtına ittibâ etmektir. Meselâ, söylemek âdâbını gösteren ve yemek ve içmek ve yatmak gibi hâlâtın âdâbının düsturlarını beyan eden ve muaşerete taallûk eden çok sünnet-i seniyyeler var. Bu nevi sünnetlere "âdâb" tabir edilir. Fakat o âdâba ittibâ eden, âdâtını ibadete çevirir. O âdâbdan mühim bir feyiz alır. En küçük bir âdâbın mürââtı, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmı tahattur ettiriyor, kalbe bir nur veriyor. Sünnet-i Seniyyenin içinde en mühimi, İslâmiyet alâmetleri olan ve şeâire de taallûk eden sünnetlerdir. Şeâir, adeta hukuk-u umumiye nev'inden, cemiyete ait bir ubudiyettir. Birisinin yapmasıyla o cemiyet umumen istifade ettiği gibi, onun terkiyle de umum cemaat mes'ul olur. Bu nevi şeâire riyâ giremez ve ilân edilir. Nafile nev'inden de olsa, şahsî farzlardan daha ehemmiyetlidir. sünnet in ne olduğu bilinirse konu daha iyi anlaşılır inşaallah. s.a
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
şefkat
HAYAT ŞARTLARININ ZORLUĞUNA GÖRE SÜNNETE İTTİBA DEĞİŞİKLİK ARZEDER.MESELA EZANIN İBADET DİLİNDEN YANİ UZAKLAŞTIRILMASI MİLİLEŞTİRİLMESİ KÜLLİ OLARAK İSLAMIN ESSINA TERS GELİYORDU.O ZAMANDAKİ ŞARTLERA GÖRE BUNLARI ANLATMAK ZORDU.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
bakiduman

Sünnet-i Seniyyenin herbir nev'ine tamamen bilfiil ittibâ etmek, ehass-ı havassa dahi ancak müyesser olur. Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkast, taraftarâne ve iltizamkârâne talip olmak, herkesin elinden gelir.11.Lem'a 9.Nükte Binler selam.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...